Gazete Oksijen’de yer alan, “Artık normal tansiyon 12/8 değil 11.5/7.5” başlıklı bir haberde, normal tansiyon olarak yıllardır kabul edilen 12/8 değerinin artık yeterince güvenli olmadığından bahsedilmiş. Yeni bilimsel verilere göre ideal tansiyon seviyesinin 11.5/7.45 olarak değerlendirildiği iddia edilmiş. Peki gerçekten öyle mi?
EDİTÖR: DEMET İLCE
Gazetedeki yazıda, ABD’li fonksiyonel tıp doktoru Mark Hayman’ın Dr. George Papanicolaou ile yaptığı bir röportaja yer verilmiş. Yazıda, özet olarak yüksek tansiyonun sadece çok yükseldiğinde değil, sınırda seyrettiğinde bile kalp, damar, beyin ve böbreklere zarar verebildiğinden; hipertansiyonun çoğu zaman belirti vermeden ilerlediği için insanların yıllarca fark etmediğinden ve bu süreçte damarların sertleşip tansiyonun zamanla kalıcı olarak yükseldiğinden bahsedilmiş.
Metinde, karın bölgesindeki yağlanmanın kronik enflamasyonla ilişkili olduğuna; uykusuzluk ve uyku apnesinin metabolizmayı bozarak tansiyonu yükselttiğine; ultra işlenmiş gıdaların, rafine şekerin bu gıdalardaki gizli tuzun büyük risk olduğuna; çevresel toksinlerin damar yapısını bozduğuna ve magnezyum eksikliğinin damarların gevşemesini engellediğine de yer verilmiş.
Bu kapsamda daha fazla sebze ağırlıklı beslenme, şekerli ve işlenmiş gıdalardan uzak durma, kaliteli uyku ve ekran kullanımını azaltma, stres kontrolü ve gerekirse magnezyum desteği önerilmiş.
Peki gerçekten de “normal tansiyon 12/8 değil 11.5/7.5” dememi doğru mu?
Normal tansiyonun 12/8 değil, artık 11,5/7,5 olduğunu tıbbi olarak söyleyemeyiz. Bunun nedeni tıbbi bir kılavuzda böyle bir yeni sınırın belirlenmemiş olması. Bu sadece bir doktorun kendi görüşüne dayanıyor.
Amerikan Kalp Derneği ve Amerikan Kardiyoloji Koleji’ne göre; normal tansiyon 120/80 mmHg’nin altı, yüksek tansiyon büyük 120-129, küçük 80’in altı kabul ediliyor. Evre 1 hipertansiyon 130-139/80-89 mmHg; evre 2 hipertansiyon 140/90 mmHg ve üzeri, hipertansif kriz 180/120 mmHg’nin üst kabul edilmekte.
Eski ve bazı çalışmalar, evde ölçülen tansiyonun klinikte ölçülenle kıyaslandığında farklı olabileceğini ve bundan dolayı 114/75 mmHg’nin evdeki karşılığının 120/80 mmHg ile benzer kabul edilebileceğini tartışmış. Yani bazı bilimsel çalışmalarda evde ölçümle klinik ölçüm arasında böyle dönüşümler tanımlanmış olabilir. Gazete yazısında geçen 11,5-7,5 değeri, bir doktorun daha ideal hedef aralığı tartışması olarak yorumlanmalı. Ancak bu, uluslararası standartlarda kabul edilmiş yeni bir eşik değil.
Doktorlar ve uzmanlar, bazı kişilerde daha düşük tansiyonun kalp-damar riskini azaltabileceğini belirtiyor. Ancak düşük tansiyon, herkese uygun her zaman ideal değil ve kişisel durumlara bağlı. Hedefler kişiye göre değişebiliyor. Örneğin bazı yüksek riskli kişilerde daha düşük değer hedeflenebilir. Ancak resmi standart halen normali < 120/80 mmHg olarak tanımlamakta.

Hipertansiyonun Belirti Vermeden İlerlediği Doğru mu?
Tıbbi literatürde yüksek tansiyon çoğu zaman belirti vermeden ilerliyor. Bu yüzden ‘sessiz katil’ olarak adlandırılıyor. Birçok kimse bunu sadece rutin ölçüm veya başka bir nedenle yapılan kontrolde fark ediyor.
Sınırda Tansiyon Bile Organlara Zarar Verebilir mi?
Uzun süreli yüksek tansiyon damar duvarlarında hasar, kardiyovasküler hastalık, böbrek ve beyin problemleri gibi organ hasarlarına yol açar. Bu da damar yapısının bozulmasına neden olarak uzun vadede ciddi risk oluşturur.
Karın Bölgesi Yağı Vücutta Kronik İltihap Oluşturur mu?
Abdominal yağlanma metabolik sendromun bir göstergesi olarak yüksek tansiyon riskini artırıyor. Visseral yani karın bölgesi yağlanması, kişilerde şeker metabolizması, insülin direnci ve enflamasyon gibi değişimler daha sık görülüyor ve bu da hipertansiyonla bağlantılı kabul ediliyor.
Uyku Apnesi Metabolizmayı Bozarak Tansiyonu Yükseltiyor mu?
Obsrüktif uyku apnesi, solunum düzensizlikleri yoluyla sinir sistemini etkileyerek kan basıncını yükseltebiliyor ve tedavi edilmediğinde hipertansiyon riskini artırabiliyor.
İşlenmiş Gıdalar, Rafine Şeker ve Bu Gıdalardaki Tuz Büyük Risk mi?
Rafine şeker ve ultra-işlenmiş gıdaların aşırı tüketimi obezite, insülin direnci ve metabolik sendrom gibi durumlarla ilişkilendirilmiş. Bu durumlar da hipertansiyon riskini artırıyor. Ancak ‘şeker tuzdan daha tehlikelidir’ gibi tek bir kesin yargı kılavuzlarda standart olarak ifade edilmiyor.
Çevresel Toksinler Damar Yapısını Bozuyor mu?
Kurşun gibi ağır metaller, yüksek dozda maruz kalındığında damar ve kardiyovasküler sistem üzerinde olumsuz etkilere neden olabiliyor. Ancak bu ‘herkes için tansiyonun başlıca nedeni’ olarak genellenemez. Risk düzeyi, maruziyet yoğunluğuna bağlı.
Magnezyum Eksikliği Damarların Gevşemesini Engelliyor mu?
Magnezyum, damar duvarlarının gevşemesinde ve kan basıncının düzenlenmesinde yol oynuyor. Düşük magnezyum seviyeleri tansiyon ve metabolik sorunlarla ilişkilendiriliyor. Ancak takviye etkisi çok güçlü ve evrensel bir tedavi olarak kabul edilmiyor.
KAYNAKLAR:
https://gazeteoksijen.com/yazarlar/mark-hyman/artik-normal-tansiyon-128-degil-11575-258590
https://www.healthline.com/health-news/aha-new-hypertension-guidelines-2025
https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/10950404/
https://jamanetwork.com/journals/jama/article-abstract/2841006
https://en.wikipedia.org/wiki/Hypertension
https://en.wikipedia.org/wiki/Hypertension_and_the_brain
https://en.wikipedia.org/wiki/Metabolic_syndrome
https://en.wikipedia.org/wiki/Obstructive_sleep_apnea
https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC6139832/
https://link.springer.com/article/10.1007/s44187-025-00278-w
https://www.ahajournals.org/doi/10.1161/HYPERTENSIONAHA.125.25129

Yorum bırakın