Sosyal medyada her gün ilginç haberler görüyoruz. pek çoğunun doğruluğuna inanmıyoruz. Çoğu içerikte de gerçekler çarpıtılır, abartılır, espriler ile konu dışına çıkılır. Yine böyle ilginçleştirilmeye çalışılan bir paylaşımda “erkek arıların öldürülmesi” konu alınmış. Peki gerçekten işçi arılar yağmurlu ve soğuk günlerde erkek arıları öldürüyor mu? 

Paylaşım linki: https://www.instagram.com/p/DIQ52VpsHfv/ 

Bu sorunun cevabı kısmen evet, ama işin aslı daha karmaşık. 

Arı Kovanının Toplumsal Düzeni

Bal arıları (Apis mellifera), dünyadaki en organize canlı topluluklarından birini oluşturur. Bir kovanın içinde binlerce işçi arı, bir kraliçe ve belli bir dönemde birkaç yüz erkek arı yani dron bulunur. Her bireyin görevi doğumuyla birlikte belirlenmiştir:

  • Kraliçe arı:
    Yumurtlamaktan başka bir işi yoktur. Günde ortalama 1500-2000 yumurta bırakabilir. Çiftleşme sadece hayatının ilk haftasında gerçekleşir. Erkek arılarla çiftleştikten sonra ömrü boyunca bu spermleri kullanır.
  • İşçi arılar (dişi):
    Dünyanın en çalışkan canlılarından biri olarak bilinirler. Temizlik, yavru bakımı, polen ve nektar toplama, petek inşası, kovan savunması gibi bütün işleri onlar yapar. Kışın dahi birbirlerine sarılarak kovanı ısıtırlar. İşçi arıların yaşam süresi yazın yaklaşık 6 hafta, kışın ise birkaç aydır.
  • Erkek arılar (dronlar):
    Görevleri sadece çiftleşmektir. Polen toplamazlar, petek yapmazlar, kovandaki işleri bilmezler. Yalnızca çiftleşme döneminde (ilkbahar ve yaz aylarında) varlıkları kabul edilir.

Dron Katliamı Nedir?

Kovanlar sonbahar yaklaşırken kritik bir karar alır. Kışın yiyecek kaynakları sınırlıdır. İşçi arılar polen ve nektar toplayamaz. Bu yüzden tüketimi azaltmak için işlevsiz gördükleri erkek arıları (dronları) kovan dışına atarlar.

Bu süreç bilimsel literatürde “Dron Katliamı (Drone Slaughter / Drone Eviction)” olarak geçer.
Erkek arılar geri dönmeye çalışsa da işçi arılar onları kovan girişinden iter, kanatlarını koparır veya tamamen dışarı sürükler. Dışarıda yiyecek arayamayacak durumda olan erkek arılar kısa sürede soğuktan veya açlıktan ölür. Bu durum sosyal medyada “erkekleri öldürüyorlar” şeklinde anlatılır ama aslında olay sistemsel bir yaşam döngüsüdür.

Peki Neden Bu Kadar Sert Bir Sistem?

Bal arıları, enerji kullanımını optimize eden bir topluluktur. Erkek arılar yazın kraliçeyle çiftleşir. Çiftleşme anında erkek arının üreme organları vücudundan kopar ve çoğu çiftleşmeden hemen sonra ölür. Hayatta kalan az sayıda dron ise, sonbahara kadar kovanda yaşar, yemek yer ama çalışmaz. Bu sistemin işleyişi hayatta kalmak için mantıklıdır:
Kışın kovanda sadece işçi arılar ve kraliçe kalır. Erkek arılar zaten ilkbaharda tekrar üretilecektir. Bu yüzden “dron katliamı” aslında bir doğal seleksiyon ve kaynak yönetimi stratejisidir.

“Dron katliamı doğa için anormal mi?” derseniz; hayır. Birçok sosyal böcek türünde benzer davranışlar görülür. Örneğin:

  • Karıncalar: Besin kıtlığı dönemlerinde yaşlı ya da işlevsiz üyeler sistemden atılır.
  • Termitler: Kraliçe dışındaki üreme yeteneğine sahip bireyler öldürülür ya da dışlanır.

Bu davranışlar doğada “acımasızlık” değil, ekolojik denge olarak değerlendirilir.

Sadece Dronlar Değil, Kraliçeler De Değişir 

Arı kovanlarında sadece dronlar değil, kraliçe arılar da öldürülebilir veya kovandan çıkarılabilir. Tabi yerine yenisi yetiştirilirse. Peki bu nasıl olur? 

Kraliçe arının yaşam süresi, işçi arılara kıyasla çok uzundur. Ortalama ömrü: 3 ila 5 yıl arasında değişir.  Ancak 2. yılın sonundan itibaren verim düşer ve koloniler genellikle genç bir kraliçe ile değişim yapar.

Kraliçe arı sadece hayatının ilk 1 haftasında, bir kez çiftleşme uçuşuna çıkar. Bu uçuşa “düğün uçuşu” denir. Bu sırada farklı erkek arılarla (dronlar) birkaç dakika içinde 10 ila 20 kez çiftleşir. Tek seferlik bu çiftleşmede, kraliçe arı ömrü boyunca kullanacağı spermleri biriktirir. Spermler “spermateka” denilen özel bir organında depolanır. Yumurta döllerken bu depodaki spermleri azar azar kullanır. Sperm stoğu bittiğinde dölsüz yumurta bırakır; bu yumurtalardan sadece erkek arılar çıkar.

Bu yüzden yaşlanan bir kraliçe hem daha az yumurta bırakır hem de kovan içinde anormal şekilde çok sayıda erkek arı doğmaya başlar. Bu, kovanda “kraliçe yaşlandı, değişim zamanı geldi” işaretidir.

Bu sürece “sessiz değiştirme” (supersedure) denir. Kraliçe yaşlandığında veya verimi düştüğünde işçi arılar yeni bir kraliçe yetiştirir. İşçi arılar, normalde işçi arı olacak larvaları alır ve bunları özel bir besin olan arı sütü (royal jelly) ile besler. Bu beslenme farkı sayesinde larva bir kraliçeye dönüşür. Yeni kraliçe çıkınca, yaşlı kraliçe bazen kovanda kalır, iki kraliçe bir süre birlikte yaşar ama genelde yenisi eskisini yok eder. Bazen ise yeni kraliçe çıkar çıkmaz kovandan ayrılır ve bu duruma oğul verme denir. 

Bir diğer senaryo ise kraliçenin aniden ölmesidir. Eğer kraliçe aniden ölürse, işçi arılar hemen birkaç günlük larvalardan yeni kraliçe yetiştirir. Bu sürece “emergency queen rearing” (acil kraliçe üretimi) denir.

Acımasızlık Değil Ekolojik Denge 

Paylaşımda anlatılan olay tamamen uydurma değil, ama eksik ve biraz da dramatize edilmiş.
Arılar erkekleri durduk yere öldürmüyor. Bu bir doğa kanunu: Fonksiyonsuz olanı sistemden çıkarıp hayatta kalmak. İnsan gözüyle bakıldığında acımasız gibi görünen bu davranış, doğanın verimlilik üzerine kurulu düzeninin bir parçası.

Yazar: Sinem BARDAKCI

KAYNAKLAR:

Yorum bırakın

İDDİALAR VE GERÇEKLER…

Hayatımızın birçok alanında uzun yıllar etkisi olabilecek iddiaların peşinden gidiyor gerçekleri araştırıyoruz.

~ İddialar ve Gerçekler Ekibi