Dünyanın ve Türkiye’nin dört bir yanında, suyla toprağın aşkından doğmuş benzersiz ormanlar var: longozlar. Başka hiçbir yere benzemeyen bu “subasar ormanları”, doğanın en özgün ekosistemlerinden biri. Yılın belli dönemlerinde tamamen su altında kalan bu alanlar, biyolojik çeşitlilik açısından son derece zengin doğal yaşam alanlarıdır. Ağaçlar suyun içinde büyür, kuşlar göç yollarında burada mola verir, balıklar taşkın zamanlarında ormanın derinliklerine kadar girer. Ve insan, bu özel ekosistemlerde doğayla kurduğu kadim bağı yeniden keşfeder.

Longoz Nedir, Nerede Görülür?

Longozlar, nehir seviyesindeki değişiklikler nedeniyle mevsimsel veya düzensiz olarak sular altında kalan ormanlardır. Ilıman bölgelerde bu durum genellikle havzaların üst kesimlerindeki karların erimesiyle ilişkilendirilirken, tropik bölgelerde muson yağmurları başlıca etkendir. Su altında kalmaları onları sıradan ormanlardan ayırır. Bu özellikleri sayesinde zengin bir canlı çeşitliliğine ev sahipliği yaparlar. Kurbağalardan su samurlarına, endemik bitki türlerinden göçmen kuşlara kadar pek çok tür, bu özel alanlarda yaşam bulur.

Longoz ormanları dünya genelinde farklı iklim ve coğrafyalarda görülür.En geniş olanları Amazon, Mississippi, Orinoco, Kongo ve Mekong gibi çok büyük nehirlerle ilişkilendirilir. Taşkın ormanlarına ilişkin tahminler, maksimum taşkın dönemlerinde uydu görüntüleri kullanılarak belirlenmiştir. Örneğin, Amazon’daki taşkın ormanları yaklaşık 300.000 km², Mekong’dakiler ise 70.000 km²‘ye ulaşır. Amazon’da ağaç türlerinin yaklaşık %16’sı sadece bu taşkın ormanlarına uyum sağlamıştır. Avrupa’da ise Tuna Nehri çevresinde benzer ekosistemler mevcuttur.

Türkiyenin longoz ormanları (görsel kaynak: Peyzax)

Türkiye’nin Longoz Ormanları, Subasarlar

Türkiye’de ise bu doğa harikalarının dört büyük örneği bulunmaktadır:

  • İğneada Longoz Ormanları (Kırklareli): Avrupa’nın en büyük subasar ormanlarından biri. 3.155 hektarlık alana yayılan bu orman, 200’den fazla kuş türüne ev sahipliği yapar.
  • Acarlar Longozu (Sakarya): Türkiye’nin tek parça hâlindeki en büyük longoz ormanı.Hem göl hem orman ekosistemini birlikte barındırır. Kuş gözlemcileri ve doğa tutkunlarının sık ziyaret ettiği bir bölgedir.
  • Karacabey Longozu (Bursa): Su samurları, tilkiler ve çeşitli kuş türleriyle dolu bu longoz ormanı, aynı zamanda Marmara’da kıyıya en yakın longozdur.
  • Sarıkum Longozu (Sinop): Görece daha az bilinir ama büyüleyici doğal güzelliği ve sakinliğiyle öne çıkar. Sessizlik ve doğayla baş başa kalmak isteyenler için idealdir.

Bu alanlar yalnızca ziyaret edilesi doğa harikaları değil; aynı zamanda su döngüsünü düzenleme, karbon depolama ve erozyonu önleme gibi yaşamsal işlevleriyle de öne çıkan doğal altyapı sistemleridir. Türkiye’nin biyolojik çeşitliliği açısından da kritik öneme sahiptir.

Longozların Ekolojik Değeri

Taşkın ormanları, çevresel etkileri bakımından çok daha büyük bir role sahiptir:

  • Bu alanlar yer altı sularını besler.
  • Taşkınları doğal yollarla düzenler ve toprak kaybını önler.
  • Su kirliliğini filtreleyerek sudaki zararlı maddeleri azaltır. 
  • Karbon tutarak iklim değişikliğiyle mücadeleye katkı sağlar.

Ayrıca bu ekosistemler, biyoçeşitlilik açısından da oldukça değerlidir. Taşkın dönemlerinde omurgasızlar, balıklar, amfibiler ve diğer birçok canlı yeni oluşan habitatlara taşınır. Bu hareket, nehrin ana kolundaki yüksek akış koşullarından kaçmak için de olabilir; ancak çoğunlukla beslenme, üreme ya da yırtıcılardan korunma amacıyla gerçekleşir. Hidroperiyodun yeterli süreye sahip olduğu yerlerde algler, makrofitler ve farklı omurgasız gruplar gelişerek besin zincirlerini çeşitlendirerek ek habitat oluşturabilir. Burada su böcekleri, kabuklular, gastropodlar ve diğer birçok grup burada yaşayabilir. Meyve ve tohumlara dayalı karmaşık besin ağları gelişebilir.

Tropik bölgelerdeki bu ekosistemlerde bulunan balık, amfibi ve sürüngenlerin çeşitliliği Amazon ve Güneydoğu Asya’daki balıkçılığın temelini oluşturur. Amazon havzası, çoğu yaşamının en az bir kısmını taşkın ormanlarında geçiren 3000’den fazla balık türüne ev sahipliği yapar. Bu olağanüstü çeşitliliğin bir kısmının, ormanın taşması sırasında oluşan ek habitat ve trofik etkileşimlerle ilişkili olduğu öne sürülmüştür. Benzer şekilde Mekong havzasında en az 1200, Kongo’da ise yaklaşık 700 balık türü bulunur.

Kısacası; kuşlar (özellikle göçmen kuşlar), su samurları, çeşitli sürüngenler ve bataklık balıkları longozlarda barınır. Nilüferler, sazlıklar, endemik ağaç ve çalı türleri de bu bölgelerin doğal dokusunu oluşturur.

Tehdit Altındaki Cennetler

Ne yazık ki longozlar, birçok tehditle karşı karşıyadır:

  • Su rejimini bozan baraj ve kanal projeleri
  • Yoğun tarım faaliyetleri ve evsel kirlilik
  • Kontrolsüz yapılaşma ve turizm baskısı
  • İstilacı türlerin yayılması

Örneğin, Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Mississippi Alüvyon Vadisi’nde bugün taşkın yataklarının yalnızca %25’i ormanlıktır. Oysa geçmişte bu oran %100’dü. Bu azalmada, özellikle tarım amaçlı drenajların ciddi etkisi olduğu düşünülmektedir. Aynı şekilde, ABD’deki Kolumbiya Irmağı’nın en büyük kolu olan Willamette Nehri’nin taşkın yatağı ormanlarından da söz edebiliriz. Geniş kara kavak, Oregon dişbudak, büyük yapraklı akçaağaç, beyaz kızılağaç ve söğüt ormanları ile kaplı bu taşkın yatağı, 1850’de ortalama 1,5 km ila 3 km genişliğindeyken, Santiam Nehri’nin birleştiği yer de 11 km kadar genişti. 1850’de her iki kıyı boyunca alanın %89’u yaprak döken ağaçlar, iğne yapraklılar veya karışık ormanlarla kaplıyken 1990’a gelindiğinde kıyı alanının yalnızca %37’si ormanlık kalmıştır. Alanın %30’u tarım alanı, %16’sı kentsel veya banliyö arazileri haline gelmiştir. 

Avrupa’da ise taşkın ormanlarının %80’i kaybedilmiştir. Amazon’da da kuraklık ve orman yangınları taşkın ormanlarının yaşam döngüsünü tehdit etmektedir. Türkiye’de de Acarlar Longozu evsel atık sular, pestisit kalıntıları ve kaçak avcılık gibi sorunlarla karşı karşıyadır. 

Bir diğer tehlike ise istilacı bitkiler ve hayvanlardır. Nehirlerle hızla yayılan su sümbülü, timsah otu, su mercimeği, yer sarmaşığı, para otu, bataklık deve dikeni  ve Avrasya su sümbülü gibi istilacı bitkiler asli türleri baskı altına alabilmektedir. Yabancı bitki türlerinin yanı sıra yabancı patojenler ve böcekler de taşkın yatağı ormanlarını olumsuz etkilemektedir. Örneğin, Hollanda karaağaç hastalığı ve zümrüt dişbudak böceği. 

İstilacı türlerin etkilerini en aza indirmek için önleyici tedbirler arasında olgun longoz yani taşkın yatağı ormanlarını korumak, taşkın yataklarından geçen patikaları ve yolları en aza indirmek ve ortadan kaldırmak ve kıyı alanlarını olgun, sürekli yüksek arazilerle tamponlamak yer alır. İstilacı türler yerleştikten sonra, kontrol (elle temizleme yoluyla) maliyetli hale gelir. Bu nedenle, istilacı türleri tespit etmek ve ortadan kaldırmak için izleme ve kontrol çabaları, taşkın yatağı ormanlarının uzun vadeli yaşayabilirliği için kritik öneme sahiptir. 

Türkiye’deki longozlar henüz bu kadar yıpranmış değil. Tabi bunu sürdürülebilir kılmak için hayata geçirilmesi gereken koruma politikaları hayati önem taşır. Ekoturizm, çevre eğitimi ve yerel halkla işbirliği bu alanların geleceği için belirleyici olacaktır. Kısacası, başlıca önleyici stratejiler arasında:

  • Olgun ormanların korunması
  • Taşkın yataklarında insan geçiş yollarının sınırlandırılması
  • İzleme ve kontrol programlarının güçlendirilmesi yer alır.

İstilacı türler yerleştikten sonra onları ortadan kaldırmak maliyetli ve zor olacağı için erken müdahale ve sürdürülebilir koruma politikaları büyük önem taşır.

Longozda Zaman Yavaşlar

Günümüzde doğa, çoğu zaman bir “kaçış” arayışıyla anılıyor. Oysa longozlar, sadece bir kaçış değil; doğaya dönmenin, ona yeniden ait olmanın yollarından biridir. Beton yerine toprağın kokusunu almak, motor gürültüsü yerine kuş sesleriyle uyanmak isteyenler için longozlar, sadece bir destinasyon değil, bir iç yolculuktur.

Bir hafta sonu valizinizi değil, merakınızı toplayın. Suya yaslanmış ağaçların gölgesinde zamanın durduğu o anı kaçırmayın. Göl kenarında otururken, suyun üzerinde süzülen nilüferlerin arasında süzülen ışıkla birlikte sadece doğayı değil, kendinizi de dinlemeye başlarsınız.

Yürüyüş yolları, kuş gözlem kuleleri ya da kanoyla usulca süzülmek… Ne yaparsanız yapın, doğanın ritmine karıştığınız bir gerçeklik sizi saracaktır. Türkiye’nin longozları hâlâ nefes alıyor — ama şimdilik.

Yazar: Sinem BARDAKCI

KAYNAKLAR:

Yorum bırakın

İDDİALAR VE GERÇEKLER…

Hayatımızın birçok alanında uzun yıllar etkisi olabilecek iddiaların peşinden gidiyor gerçekleri araştırıyoruz.

~ İddialar ve Gerçekler Ekibi