Çiftler arasında mizahi sataşmaların ve küçük şakaların ilişkiyi güçlendirdiği yönünde bir iddia gündemde. Peki bu gerçekten doğru mu? Evet, yapılan bilimsel araştırmalar bu iddiayı destekliyor. Özellikle partnerlerin birbirlerinin tuhaflıklarıyla esprili bir şekilde dalga geçmeleri —her iki taraf da bu şakaları eğlenceli buluyorsa— ilişkiyi güçlendirebiliyor. Gelin, bu konudaki bilimsel bulgulara birlikte bakalım ve sataşmanın dozunu kaçırmayalım. 

Aşkın Gülümseten Yüzü: Mizah Romantik İlişkilerde Ne Kadar Etkili?

Romantik ilişkilerde mizah sadece bir keyif unsuru mu, yoksa çiftleri gerçekten birbirine bağlayan güçlü bir yapıştırıcı mı? Kansas Üniversitesi’nden iletişim profesörü Jeffrey A. Hall tarafından yürütülen ve Personal Relationships dergisinde yayımlanan kapsamlı bir meta-analiz, bu soruya ışık tutuyor. Toplam 43 farklı çalışma ve 15.177 katılımcının verileri incelenerek hazırlanan araştırma, mizahın ilişkilerdeki rolünü çok boyutlu biçimde ele alıyor.

Mizahın Etkisi Türüne ve Bağlama Göre Değişiyor

Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri, mizahın ilişki memnuniyeti üzerindeki etkisinin mizah türüne ve bağlamına göre önemli ölçüde değişiklik göstermesi. Özellikle “olumlu mizah” türleri —yani ilişkiyi güçlendiren, ortaklık duygusunu artıran ve birlikte gülmeye dayalı espriler— romantik ilişkilerde tatmin duygusunu artırıyor. Hall, mizahı bir “ortak deneyim yaratma aracı” olarak tanımlıyor ve birlikte gülmenin ve esprilere birlikte tepki vermenin  çiftler arasında duygusal yakınlığı pekiştirdiğini söylüyor. 

Bu bağlamda, kişinin partnerinin mizah anlayışının beğenilmesi, bireyin kendi mizah anlayışından daha güçlü bir memnuniyet etkisi yaratıyor. Başka bir deyişle, yalnızca gülmek değil, birlikte gülmek daha da önemli.

Öte yandan, “olumsuz mizah” türleri —örneğin alaycı, küçümseyici, soğuk ya da doğrudan partneri hedef alan saldırgan mizah— ilişki üzerinde yıpratıcı etkiler yaratabiliyor. Bu tür espriler genellikle çatışmaların maskelenmiş hali olarak değerlendirilirken, genel görüş ilişki içinde bir tür savunma mekanizması olarak ortaya çıktığı yönünde. Araştırma, mizah yoluyla mesafe koyma veya karşı tarafı eleştirme eğiliminde olan bireylerin, ilişki memnuniyetinde ciddi düşüşler yaşadığını ortaya koyuyor. Bu da mizahın her zaman “iyi niyetli” bir iletişim biçimi olmadığını; bazı durumlarda kırılganlıklara yol açarak ilişkiye zarar veren bir silaha dönüşebileceğini gösteriyor.

Kaynak: ResearchGate

Mizah Yoluyla Mesaj Verme Çiftlerin Bağını Etkilemiyor

Araştırmada öne çıkan bir diğer ilginç bulgu ise, “işlevsel mizah” olarak adlandırılan türün —yani sorun çözmek, gerginliği azaltmak veya mesaj iletmek amacıyla mizah kullanımı— ilişki memnuniyetiyle doğrudan ilişkilendirilmemesi. Bu durum, mizahın bağlamdan bağımsız bir şekilde stratejik veya araçsal olarak kullanıldığında etkisinin sınırlı olduğunu; esas katkının, çiftlerin duygusal bağ kurmaya yönelik olarak mizahı doğal ve karşılıklı kullanıldığında gerçekleştiğini ortaya koyuyor. Başka bir deyişle, mizah samimi ve içten olduğunda ilişkide daha güçlü etkiler yaratıyor.

Yeni İlişkide Mizah Arıyoruz, Zamanla Alışıyoruz

Çalışma, mizahın etkisinin ilişkinin evresine göre de değişebileceğini vurguluyor. Yeni başlayan ilişkilerde birlikte gülmenin daha merkezi bir rol oynadığı, çünkü tarafların birbirlerini tanıma ve bağ kurma sürecinde olduğu aktarılıyor. Ancak uzun vadeli ilişkilerde mizahın etkisi zamanla görece azalabiliyor. Bu durumda mizah, ilişkinin temel taşı olmaktan çıkarak, alışkanlıklar ve iletişim stillerinin bir parçası hâline geliyor ve artık ilişkinin sürdürülmesinde tek başına belirleyici bir unsur olmaktan çıkıyor.

Sonuç: Mizah Birlikte Olduğunda Anlamlı

Jeffrey Hall’un araştırması, mizahın romantik ilişkilerde yalnızca eğlence değil, aynı zamanda ilişkinin niteliğini belirleyen ve çiftler arasındaki bağı güçlendiren ciddi bir unsur olduğunu gösteriyor. Elbette her çiftin mizaha yaklaşımı farklı. Ancak birlikte gülmenin, ilişkiyi yalnızca eğlenceli değil, aynı zamanda daha sağlıklı ve tatmin edici kıldığı açık. Bu da mizahın ne söylediğimizden çok nasıl söylediğimizle, neye güldüğümüzden çok kiminle güldüğümüzle ilgili olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

Yazar: Sinem Bardakcı

KAYNAKÇA:

Yorum bırakın

İDDİALAR VE GERÇEKLER…

Hayatımızın birçok alanında uzun yıllar etkisi olabilecek iddiaların peşinden gidiyor gerçekleri araştırıyoruz.

~ İddialar ve Gerçekler Ekibi