Sosyal medya platformu Instagram’da paylaşılan bir gönderiye göre, sürekli dağınık olan bireylerle ortamda en fazla küfür eden kişiler arasında dikkat çekici bir benzerlik bulunuyor: zeka. Gönderide, bu kişilerin davranışlarının zekayla bağlantılı olduğu iddia ediliyor ve destekleyici olarak Minnesota Üniversitesi’nden Kathleen Vohs ve arkadaşlarının Psychological Science dergisinde yayımlanan bir araştırması gösteriliyor.

Ancak gönderide sunulan yorum ile araştırmanın içeriği arasında ciddi farklar var. İlgili akademik çalışma, zeki insanların dağınık olduğu veya daha çok küfür ettiği yönünde bir sonuç ortaya koymuyor. Araştırmanın odak noktası, fiziksel çevrenin —düzenli ya da dağınık oluşunun— bireylerin tercihleri, davranışları ve düşünme biçimleri üzerindeki etkisi. Küfür eden bireylerle ilgili ise herhangi bir deney ya da bulgu araştırma kapsamında yer almıyor. Dolayısıyla paylaşım sosyal medyada çok beğenilse ve büyük ilgi görmüş olsa da düzen, küfür ve zeka ilişkisi ile ilgili bu iddialar söz konusu araştırma üzerinden ispatlanamaz. 

Düzen, Cömertlik ve Sağlıklı Seçimler; Dağınıklık, Yaratıcılık Getiriyor

Bahsi geçen araştırma, “Physical Order Produces Healthy Choices, Generosity, and Conventionality, Whereas Disorder Produces Creativity” başlığını taşıyor. Adından da anlaşılacağı gibi bu çalışma, ortamın fiziksel düzeninin bireyleri sağlıklı seçimlere, cömertliğe ve gelenekselliğe yönlendirdiğini; dağınık-düzensiz ortamların ise yaratıcı fikirlere yönlendirdiğini iddia ediyor.

Vohs ve arkadaşları, araştırmalarını şöyle özetliyor:

“Önceki çalışmalar, temiz bir ortamın insanları olumlu davranışlara yönelttiğini göstermişti: Suç işlememek, çöp atmamak ve daha cömert olmak gibi. Ancak biz, dağınık bir ortamın da oldukça değerli sonuçlar doğurabileceğini bulduk.”

Araştırmada yer alan üç deneyde test edilen hipotezler ise şöyle:

Deney 1: Düzenli odada bulunan katılımcılar, dağınık ortamda bulunanlara kıyasla daha sağlıklı atıştırmalıkları tercih ediyor ve daha fazla bağış yapıyor.
Deney 2: Düzensiz ortamda bulunan katılımcılar, bağımsız değerlendiriciler tarafından, düzenli bir odadaki katılımcılara kıyasla daha yaratıcı olarak nitelendiriliyor.
Deney 3: Düzenli ortamda bulunanlar klasik ve bilindik seçeneklere yönelirken, düzensiz ortamda bulunanlar yenilikçi alternatifleri tercih ediyor.

Deney Detayları: Ortamların Karakter ve Tercih Üzerindeki Etkisi

Araştırmanın ilk deneyinde katılımcılar, bazı anketleri doldurmak üzere odalara alındı. Katılımcıların bir kısmı bu işlemi düzenli bir ofiste gerçekleştirirken, diğerleri kağıtların etrafa saçıldığı ve ofis malzemelerinin gelişigüzel bırakıldığı dağınık bir odada yaptı.

Anket sonrasında katılımcılara bir hayır kurumuna bağış yapma fırsatı sunuldu ve çıkışta çikolata ya da elma alma seçeneği verildi. Vohs’un açıklamasına göre, temiz ve düzenli ortamda bulunan katılımcılar hem bağış konusunda daha cömert davrandı hem de çikolatadan ziyade sağlıklı bir seçim olarak elmayı tercih etti.

Dağınıklığın da kendine has avantajları olabileceğini düşünen araştırmacılar, ikinci deneyde katılımcılardan pinpon topları için yeni kullanım alanları bulmalarını istendi. Her iki grup da benzer sayıda fikir üretmiş olsa da, dağınık odadaki katılımcıların önerileri bağımsız hakemler tarafından daha yaratıcı ve ilginç olarak değerlendirildi.

Vohs ikinci deneyin sonucu olarak şöyle diyor:

“Dağınık bir odada bulunmak, şirketlerin, endüstrilerin ve toplumların daha fazlasını arzuladığı bir şeyi teşvik ediyor: Yaratıcılık!”

Üçüncü deneyde ise katılımcılardan, yeni bir ürün ile halihazırda bilinen bir ürün arasında seçim yapmaları istendi. Düzensiz ortamda bulunanlar yenilikçi ürünü seçme eğiliminde olurken, düzenli ortamda bulunanlar geleneksel ürünü tercih ettiği gözlendi. Bu sonuç, düzensizliğin bireyleri geleneksel kalıpların dışına çıkmaya teşvik ettiğini, düzenli ortamların ise geleneksel düşünceye ve güvenli tercihlere yönelttiğini gösterdi.

Sanal Ortamlarda da Benzer Etki Gözlendi

Araştırmada, düzenli ve düzensiz ortamların insan davranışları üzerindeki etkisinin yalnızca fiziksel çevreyle sınırlı olup olmadığı da ele alınmış. İnternet üzerinde yapılan ek çalışmalarda, web sayfalarının düzenli ya da dağınık görünümünün kullanıcı davranışlarını benzer biçimde etkileyebileceği gözlemlenmiş. Bu da çevresel düzenin etkisinin yalnızca ev veya ofisle sınırlı kalmadığını, günlük hayatın birçok alanına yayıldığını ortaya koyuyor.

Araştırmanın yazar kadrosunda, Minnesota Üniversitesi’nden Joseph Redden ve Ryan Rahinel de yer alıyor. Redden, üniversitenin Carlson School of Management bölümü tarafından yayımlanan bir videoda çalışmayla ilgili değerlendirmelerde bulunuyor.

İnsanlar ofislerinde, evlerinde, arabalarında hatta internette dahi farklı çevresel düzenlemelere maruz kalıyor ve ister bu ortamları kendileri düzenlesin ister başkası, içinde bulundukları bu çevrelerin kendileri üzerinde etkileri oluyor. 

Peki, Küfür Eden Kişiler Zeki mi?

Bir ortamda fazla küfür eden kişinin zeki olup olmadığına dair yukarıdaki araştırmada herhangi bir deney veya tez yer almasa da bu konuya odaklanan çalışmalar mevcut.

Örneğin, 2015 yılında Grace Tworek tarafından yapılan bir araştırmada “Kontrollü Sözlü Sözcük İlişkilendirme Testi” uygulanmıştır. Bu araştırmada, bir görevli tarafından bir harf seçilmiş ve deneklerden seçilen o harfle başlayan mümkün olduğunca çok kelime listelemesini istenmiştir. Daha sonra, aynı harfle başlayan küfürleri ve son olarak o harfle başlayan hayvan isimleri listelemeleri istenmiştir.

Tworek’e göre,

Üretebildiğiniz küfür sayısı arttıkça, daha fazla düzenli kelime de üretiyorsunuz. Yani, daha geniş bir kelime dağarcığınız olması muhtemeldir”

Başka bir deyişle, ne kadar çok kelime biliyorsanız, o kadar çok kötü kelime biliyorsunuz ve daha fazla küfür üretebiliyorsanız daha geniş kelime dağarcığına sahipsiniz.

Fakat Tworek bu çalışmanın doğrudan, daha çok küfür eden kişilerin daha zeki olduğunu ispatlamadığını da belirtmiştir. Kelime dağarcığı ile zeka arasında pozitif bir korelasyon olsa da, zeka çok yönlü bir kavramdır ve sadece kelime dağarcığının genişliği tek başına zeka göstergesi olamaz.

Benzer şekilde, Frank Giordano’nun Manhattan College’da yürüttüğü bir başka çalışmada küfür ve zeka ilişkisi incelenmiştir. 46 üniversite öğrencisine önce küfür sıklığını değerlendiren 28 soruluk bir anket uygulamış, ardından da Zeka Katsayılarını değerlendirmek için Wonderlic Kişisel Testi’ni tamamlamaları istenmiştir. Sonuçlar, küfür etme sıklığı ile zeka arasında anlamlı bir korelasyon olmadığını göstermiştir.

Popüler Paylaşımlar Bilimsel Gerçeklerle Uyuşmayabilir

Görüldüğü üzere, zeka ile dağınıklık ya da küfür arasında doğrudan ve kesin bir ilişki kurmak mevcut bilimsel verilerle mümkün değildir. Her ne kadar bazı araştırmalar dolaylı ipuçları sunsa da, sosyal medyada sıkça karşılaşılan bu tür iddialar genellikle bilimsel içerikten uzak, abartılı yorumlara dayanmaktadır.

İddialar ve Gerçekler olarak hatırlatmak isteriz: Bir içeriğin binlerce beğeni alması, onun doğruluğunu kanıtlamaz. Bilimsel çalışmaları bağlamından koparmadan doğru değerlendirmek ve popüler paylaşımlara hemen güvenmemek en doğrusu.

Yazar: Sinem BARDAKCI

KAYNAKLAR:

Yorum bırakın

İDDİALAR VE GERÇEKLER…

Hayatımızın birçok alanında uzun yıllar etkisi olabilecek iddiaların peşinden gidiyor gerçekleri araştırıyoruz.

~ İddialar ve Gerçekler Ekibi