Ahal Teke atı, yalnızca estetik güzelliğiyle değil, dramatik tarihiyle de hayvan ırkları arasında benzersiz bir yere sahip. Ancak bu türün yaşadığı zorlukları “soykırım” olarak nitelendirmek, kavramsal olarak tartışmaya açıktır.

Ahal Teke Yahut Eski Adıyla Göksel Atlar

Ahal Teke (veya Ahalteke), Türkmenistan kökenli, dünyanın bilinen en eski ve en safkan at ırklarından biridir. “Göksel Atlar” olarak da anılan bu atlar, zarafeti, dayanıklılığı ve hızıyla tanınır. Çinliler bu atlara “Tian Ma” (Göksel At), Ruslar ise “Argamak” adını vermiştir.

19. yüzyılın sonlarında General Kuropatkin, Türkmenistan’daki atların güzelliği ve dayanıklılığını görünce yetiştirme çiftlikleri kurmuş ve “Ahal Teke” ismi ilk kez bu dönemde resmen kullanılmıştır. İsim, Ahal vahasında yaşayan Teke Türkmenlerinden gelmektedir. 

Irk, tarih boyunca fetihler ve diplomatik ilişkiler yoluyla çeşitli coğrafyalara yayılmıştır. Bazı tarihçiler, Osmanlı İmparatorluğu’ndan savaş ganimeti olarak alınıp Avrupa’ya götürülen ve İngiliz yarış atlarının atalarından biri kabul edilen Byerly Turk’ün Ahal Teke soyundan gelebileceğini ileri sürmektedir.

Fiziksel olarak ortalama 150-160 cm boyunda, uzun ince boyunlu, uzun sırtlı, uzun bacaklı bir attır. Yelesi yumuşak ve azdır. Kulakları diğer atlardan daha uzun ve hafif orak şeklindedir. Gözlerinin etrafı siyah olduğu için badem şeklinde görülür. Rengi kahverengi, gri veya beyaz olabilir, ancak bu çok ince ve yumuşak kıllar her renkte metalik veya gümüşümsü bir parlaklığa sahiptir. Bu parlaklık onlara “Göksel Atlar” veya “Altın Atlar” olarak tanınır.

Stalin’in Emri ve Ahal Tekelerin Yok Oluşun Eşiğine Sürüklenmesi

1921’de Türkmenistan’ın Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ne zorla dahil edilmesiyle birlikte, yerel kültür ve gelenekler ağır darbeler aldı. Bu darbelerin en derinlerinden biri de Ahal Teke atlarının kaderinde yaşandı. Stalin yönetimindeki Sovyet rejimi, özel at yetiştiriciliğini yasakladı ve Türkmen çiftçiler atlarını et için kesmeye zorladı. Ahal Teke atları, yalnızca taşıma ve savaş için değil, Türkmen kimliğinin, onurunun ve özgürlüğünün canlı sembolleriydi. Stalin’in bu baskısı altında, cins neredeyse yok oluyordu. 

1932 yılında safkan Ahal Teke yetiştirme kütüğü (studbook) donduruldu ve cinsin devamlılığı ciddi biçimde tehlikeye girdi.

Görsel Kaynak: Gestüte und Hengsthalter in Deutschland Achal Tekkiner Gestüte in Deutschland

Direniş: Aşkabat’tan Moskova’ya 4.200 Kilometrelik Yolculuk

Türkmen halkı, bu felaket karşı direnmek için olağanüstü bir yol seçti: 1935 yılında, Aşkabat’tan Moskova’ya kadar uzanan, 4.200 kilometrelik bir dayanıklılık yolculuğu! Sadece safkan Ahal Teke atları ile gerçekleştirilen bu 84 günlük zorlu yolculuk, atların olağanüstü dayanıklılığını ve yeteneklerini kanıtladı. 

Sovyet yönetimi, bu başarı sonrası 1941 yılında Ahal Teke atlarına dair ilk resmi sicil kaydını yayımladı. Ancak bu dönemde nüfusları yalnızca 1.250 civarındaydı ve bu sayı kısa sürede 1.046’ya düştü. Bu durum, cinsin sistematik olarak bastırıldığına, bilinçli olarak kültürel ve biyolojik yok etme politikasını andırıyordu.

Türkmenler, Ahal Tekeler için yıllar süren bir mücadele verdi. 1960 Roma Olimpiyatları’nda, bir Ahal Teke’nin dresaj dalında altın madalya kazanması, bu atların dünya çapındaki itibarını pekiştirdi. Melez atlar yarışta geri kalırken, safkan Ahal Tekeler muhteşem bir performans sergileyerek yetkililere cinsin üstünlüğünü gösterdi. Bu başarı, türün korunması yönünde yeni bir motivasyon oluşturdu ve cinsin bir süre daha yaşamasını sağladı.

Ahal Tekelerin Hayatta Kalması: Milli Gururdan Devlet Politikalarına

1991’de Türkmenistan’ın bağımsızlığını ilan etmesinden sonra, Ahal Teke atları ulusal sembol haline geldi. Ülkede “At Bakanlığı” olarak anılan Türkmen Atları Devlet Birliği Kurumu kuruldu, Nisan ayının son pazar günü “At Bayramı” ilan edildi, her kasabaya hipodromlar inşa edildi. Nisan ayının son pazar günü “At Bayramı” olarak kutlanmaya başlandı ve ülke genelinde hipodromlar inşa edildi. Aşkabat yakınlarındaki Saparmurat Türkmenbaşı Harası’nda Ahal Tekeler özenle yetiştirilmeye başladı.

Küresel Destek ve Genetik Koruma Çabaları

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) da bu atların genetik mirasını korumaya yönelik çalışmalara destek vermektedir. Günümüzde, Ahal Teke atlarının soy kütüğüne yazılabilmeleri için safkan olduğuna dair DNA testleri şartı koşuluyor ve safkan olmayan bireylerin üremesine izin verilmiyor. Bu sıkı önlemler, cinsin özgün genetik yapısını korumaya yönelik son derece kritik adımlar.

Safkan Ahal Teke sayısı hâlâ çok sınırlı. Dünya genelinde 6.000–7.000 civarında safkan Ahal Teke kaldığı tahmin edilmektedir. Bu sayı, ırkın hâlâ nesli tehlike altında bir tür olarak kabul edilmesine neden olmaktadır.

Peki Bu Bir Soykırım mı?

Hayır, teknik ve hukuki anlamda bu bir soykırım değildir. “Soykırım” terimi (genocide), yalnızca insan topluluklarına yönelik kasıtlı yok etme politikalarını ifade eder. Hayvan türleri için kullanılabilecek doğru terim; “nesli tükenme tehlikesi altında” veya “popülasyonun bilinçli olarak azaltılması” gibi ifadelerdir.

Ahal Teke atlarının nesli tarihi boyunca zaman zaman azalmış, Sovyetler döneminde özellikle 20. yüzyılın başlarında ciddi bir yok olma tehdidiyle karşı karşıya kalmış olsa da, tür tamamen yok olmamıştır. Bugün Türkmenistan’ın ulusal sembolüdür ve genetik saflığı koruma altına alınmıştır. Bugün hala safkan binlerce kayıtlı Ahal Teke atı vardır ve dünya genelinde ilgi gören bir at ırkı olarak varlığını sürdürmektedir.

Yazar: Sinem BARDAKCI

KAYNAKLAR:

Yorum bırakın

İDDİALAR VE GERÇEKLER…

Hayatımızın birçok alanında uzun yıllar etkisi olabilecek iddiaların peşinden gidiyor gerçekleri araştırıyoruz.

~ İddialar ve Gerçekler Ekibi