İstanbul Boğazı’nın incisi olarak anılan Zeki Paşa Yalısı, bir dönem yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın da en pahalı konutları arasında gösteriliyordu. Sarıyer, Rumelihisarı sahilinde, Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nün hemen altında yer alan bu ihtişamlı yapı; tarihi, mimarisi ve konumu ile göz kamaştırıyor. Peki, sosyal medyada yer aldığı gibi dünyanın en pahalı 10 evi arasında yer alıyor mu derseniz; hayır, şu an güncel sıralamalarda bu listede değil. Türkiye’de ise güncel fiyatı bilinmese de tahminlere göre ilk sırada o var.

Şato Mimarisi İle Boğaz’da Eşsiz Bir Yalı
Zeki Paşa Yalısı, II. Abdülhamid döneminde, dönemin önemli askeri bürokratlarından Tophane Müşiri Mareşal Zeki Paşa için inşa edilmiştir. 19. yüzyılın sonlarında yaptırılan bu yalıya, Osmanlı’da “Filinta Mustafa” olarak da tanınan Zeki Paşa’nın adı verilmiştir. Yapının mimarı, Osmanlı döneminde birçok anıtsal projeye imza atmış olan Fransız asıllı Alexandre Vallaury’dir. Vallaury, yapıda Batı baroku ve Osmanlı mimarisini harmanlayarak şato görünümlü bir yalı ortaya çıkarmıştır. Şato benzeri mimarisi ile Boğaz’daki diğer yalılardan ayrılmaktadır.
130 yıllık geçmişe sahip olan bu yalıda, 23 oda, 5 salon ve 8 banyo vardır, toplamda 2.489 metrekare kapalı alana sahip olup, dört kat ve bir bodrumdan oluşur. Boğaz hattında yer alan yapıya hem kara hemde deniz yoluyla ulaşmak mümkündür. Tavan yüksekliği 3.03 ila 4.78 metre arasında değişmektedir. İç mekânlar kristal avizeler, ahşap işlemeler ve tarihi şöminelerle bezenmiştir.

Burada Kimler Yaşadı?
Zeki Paşa Yalısı, Osmanlı son dönem askeri bürokrasisinin simge isimlerinden biri olan Zeki Paşa tarafından kullanılmış, daha sonra Osmanlı hanedan üyelerine ev sahipliği yapmıştır. Sultan Vahdettin’in kızı Rukiye Sabiha Sultan ile eşi, son halife Abdülmecid Efendinin oğlu Ömer Faruk Efendi yalıyı satın alarak burada yaşamış, kızları Neslişah Osmanoğlu ise buradan sürgün edilmiştir. Daha sonrasında birkaç kez daha el değiştiren yalı günümüzde Baştımar ailesine aittir. Ancak tarihi değeri ve sembolik konumu nedeniyle, çoğu zaman özel etkinlikler dışında sınırlı kullanılmaktadır.
Değerini Bulamayıp Satılamadı
Zeki Paşa Yalısı, 1981’de 650 milyon TL’ye, 2011’de 200 milyon TL’ye ve son olarak 2019’da 550 milyon TL (dönemin kuruyla yaklaşık 100 milyon dolar) fiyatla satışa çıkarılmıştır. Bu rakam, dönemin döviz kuru nedeniyle dünyanın en pahalı konutlarından biri hâline getirmiştir. Ancak günümüz döviz kurundaki değişimlerle birlikte, bu değer yaklaşık 17-18 milyon dolar seviyelerine inmiş ve yalı, dünyanın en pahalı evleri listesinde üst sıralardan gerilemiştir. Bugün fiyat biçilemediği için bu gerileme olsa da yapının yaklaşık 120-125 milyon dolar değerinde olduğu söylenmektedir. Bu rakamla hâlâ “dünyanın en pahalı evlerinden biri” unvanını alsa da artık ilk 10 listesine tekrar giremeyebilir.
Dünyanın En Pahalı Evleri
Zeki Paşa Yalısı bir dönem dünyanın en pahalı 10 evi arasında gösterilse de, güncel küresel piyasada bu sıralamanın dışında yer alıyor. İşte güncel olarak dünyanın en pahalı konutlarından bazıları:
- Château Louis XIV, Fransa – 275 milyon dolar
- The One, Los Angeles – Açık artırmada 141 milyon dolara satıldı
- Villa Leopolda, Fransa – Tahmini değeri 750 milyon dolar
- Buckingham Sarayı, İngiltere – Satılık değil, ama değerinin 1-2 milyar dolar arasında olduğu tahmin ediliyor
Yalı, Türkiye’nin en pahalı konutu unvanını hala koruyor. Mimarisiyle, tarihiyle ve konumuyla Boğaz hattının en kıymetli taşlarından biri olarak varlığını sürdürüyor.
Zeki Paşa Yalısı Depreme Karşı Ne Kadar Dayanıklı?
Sosyal medyada yalı ile ilgili yer alan videoların yorumlarına baktığınızda deprem konusunun sıkça dile getirildiğini görebilirsiniz. Peki, İstanbul Boğazı’nda yer alan bu tarihi yalı depreme dayanıklı mı? Buna cevap verebilmek için yalının yapı malzemesi, yaşı, konumu, zemini, restorasyon ve güçlendirme çalışmalarına bakmak gerekiyor.
Yalı 1895 civarında inşa edilmiştir, yani yaklaşık 130 yaşındadır. Kâgir (yığma taş ve tuğla) sistemle yapılmıştır. Bu tür yapılar genellikle taşıyıcı kolon veya kiriş içermez, bu da deprem açısından ciddi risk demektir. Modern deprem yönetmeliklerine göre, betonarme ve donatılı yapılara göre riskli sayılmaktadır. Fakat 1912, 1935, 1963 ve 1999 yıllarında İstanbul’da etkili olan büyük depremleri hasarsız atlatmıştır.
Zemin açısından değerlendirildiğinde, Rumelihisarı çevresi İstanbul’un daha sağlam jeolojik bölgelerinden biri olarak bilinir. Ancak Boğaz hattının eğimli yapısı, denize yakınlık ve olası sıvılaşma riski gibi unsurlar, potansiyel bir depremde yapının etkilenme derecesini artırabilir. Böyle bir durumda, deprem riskini azaltmak için güçlendirme yapılması gerekebilir.
Yalıya geçmişte restorasyonların çalışmaları yapılmıştır ancak bu çalışmaların statik güçlendirme içerip içermediği konusunda kamuya açık bir bilgi bulunmamaktadır. Eğer yalnızca dış cephe ya da kozmetik onarımlar yapıldıysa, bu deprem güvenliği açısından yeterli değildir. AFAD ya da yapı denetim kurumlarınca hazırlanmış, kamuya açık bir dayanıklılık raporu bulunmadığından, yapının depreme ne derece dayanıklı olduğu konusunda kesin bir bilgiye ulaşmak mümkün değildir.
Yazar: Sinem BARDAKCI
KAYNAKLAR:
- https://www.spotblue.com/news/bosphorus-yali-mansions-istanbul/
- https://robbreport.com/shelter/homes-for-sale/gallery/most-expensive-houses-world-sale-now-1234805804/tanata-pongphibool-thailand-via-getty-images/
- https://www.emlakjet.com/haber/haber/yali-piyasasinda-gozler-95-milyon-dolarlik-zeki-pasa-yalisinda
- https://www.muraterol.com/kargir-yapi-nedir-ozellikleri-neler/
- http://www.koeri.boun.edu.tr/sismo/2/deprem-bilgileri/buyuk-depremler/

Yorum bırakın