Foto kaynak: buse terim

Zenginliğin ve mutluluğun merkezi: Lüksemburg

Lüksemburg, 2.586 km²’lik bir alanla, dünya üzerindeki en küçük ülkelerden biri. Bu, yaklaşık olarak İstanbul’un yarısından bile küçük bir alan. Ancak, bu kadar küçük bir ülkenin küresel ekonomi ve siyaset üzerindeki etkisi hayrete düşürücü. 

Birleşmiş Milletler’in Küresel Mutluluk Raporu’na göre, Lüksemburg dünyanın en mutlu ülkelerinden biri olarak sıklıkla ilk sıralarda yer alıyor. Neden mi? Çünkü burada insanlar sağlık, eğitim ve sosyal güvenlik gibi temel ihtiyaçlarını kolayca karşılayabiliyor, yaşam kaliteleri oldukça yüksek ve doğa ile iç içe bir yaşam sürüyorlar. Hani derler ya “mutluluk parayla satın alınamaz” diye, işte Lüksemburg’un güçlü ekonomisi, aslında biraz da paranın mutluluğu getirdiğini gösteriyor gibi, ne dersiniz?

IMF ve Dünya Bankası verilerine göre, Lüksemburg, yıllık kişi başına yaklaşık 130 bin dolar ile dünyanın en zengin ülkesi. Yüksek refah seviyesi, güçlü ekonomisi ve stratejik konumu, bu küçük ülkenin küresel anlamda büyük bir güç olmasını sağlıyor. Ülke dünya çapında en büyük finans merkezlerinden birine sahip ve bankacılık sektöründe önemli bir oyuncu. Bu yüzden Lüksemburg, “minik” olsa da büyük işlere imza atıyor!

Lüksemburg, tarihi mirası, doğa harikaları ve modern yaşamıyla da oldukça etkileyici bir ülke. Kısaca, hem Avrupa’nın finans merkezi hem de dünyanın en mutlu insanlarının yaşadığı yer olarak Lüksemburg, her yönüyle büyüleyici.

Cömert yaşam politikaları 

Ülkenin bu güçlü ekonomisi vergilerden gelmiyor! Hatta düşük vergiler nedeniyle birçok uluslararası şirketin AB genel merkezleri burada bulunuyor.

Toplu taşımanın ücretsiz kullanıma açan dünyanın ilk ülkesi! 2019’da sadece 20 yaş altına ücretsiz olacak şekilde başlayan süreç 1 Mart 2020 tarihi itibarıyla yurt dışına giden trenler ve bütün birinci sınıf biletler hariç olmak üzere, herkese ücretsiz olması şeklinde düzenlendi. Üstelik bu uygulama sadece vatandaşlar için değil turistler için de geçerli!

Lüksemburg, eğitimde de cömert. Ülkedeki üniversiteler dahil tüm eğitim ücretsiz ve bu eğitimde üç resmi dilde (Lüksemburgca, Fransızca, Almanca) dersler veriliyor. 

Lüksemburg, sadece ekonomik refahı ile değil, güvenliği ile de dikkat çekiyor. Dünyada en düşük suç oranına sahip 4. ülke olarak, hem yerel halk hem de turistler için oldukça güvenli bir destinasyon. İşsizlik oranı da %5’in altında ve ülke, vatandaşlarının yüksek yaşam kalitesi ile tanınır.

Kültürel zenginlikleri

Lüksemburg, üç dilin konuşulduğu bir ülkedir: Lüksemburgca, Fransızca ve Almanca. Yerli halkı Kelt kökenli, ancak tarih boyunca Fransız ve Alman ırklarıyla karışmışlardır. Ülkede her köşe başında bu üç dil bir arada karşınıza çıkar. Lüksemburg’da dil öğrenmek adeta bir yaşam becerisi haline gelmiş!

Tabi sadece dilde değil yaşam biçimlerinde, mutfaklarında da bu kültürel zenginliği görmek mümkün. Fransız ve Alman mutfağının birleşiminden doğan Lüksemburg’un mutfağı da etli yemekler, taze sebzeler ve dünya çapında ünlü beyaz şaraplar, gastronomi tutkunları için Lüksemburg’u bir cennet haline getiriyor. Şarap severler için Moselle bölgesindeki üzüm bağları, gezilip görülmesi gereken yerlerden biridir. 

Ülkenin aynı isimli başkenti Lüksemburg Şehri tarihi kaleleri, etkileyici manzaraları ve modern mimarisiyle gezginlere büyüleyici bir deneyim sunuyor. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan eski kent merkezi dar sokakları, tarihi yapıları ve kale duvarlarıyla şehri adeta bir masal diyarına dönüştürür. Ayrıca, Bock Kayalıkları ve Tünelleri, Lüksemburg’un tarihinde önemli bir yer tutar ve şehirdeki savunma sisteminin bir parçası olarak 1994 yılında UNESCO tarafından korunmaya alınmıştır. Büyük Dük Sarayı, Adolphe Köprüsü ve Notre-Dame Katedrali gibi önemli yapılar hayranlık uyandırıyor.

Tabi sadece şehirleri ve tarihi değil doğal güzellikleri de bu masalın bir parçasını oluşturuyor. Yüksek ormanlar, nehir vadileri ve masalsı köyleriyle doğa severler için gerçek bir cennettir. Mullerthal Yolu, “Lüksemburg’un Küçük İsviçresi” olarak bilinir ve doğa yürüyüşü yapmak isteyenler için eşsiz manzaralar sunar. Yürüyüş yolları, nehir kenarları ve dağlar, Lüksemburg’u bir açık hava cennetine dönüştürür.

Dünya üzerinde dükalıkla yönetilen tek devlet 

Parlamenter temsilî demokrasi ile birlikte anayasal krallık sistemi ile yönetilen ülkenin dünya üzerinde dükalıkla yönetilen tek devlet olma özelliğini taşıyor. Grandük unvanını taşıyan bir monark tarafından yönetilen ülke Avrupa Birliği’nin, NATO’nun, OECD’nin, Birleşmiş Milletler’in, Benelüks Topluluğu’nun ve Batı Avrupa Birliği’nin kurucu üyelerinden.

Eğer zaman ve imkan bulup giderseniz, Avrupa’nın sınırlarını yeniden şekillendiren ve özgür seyahat imkanlarını sağlayan Schengen Anlaşması’na ev sahipliği yapan Schengen kasabasını listenize almak isteyebilirsiniz. Şehre toplu taşıma ile 1 saat gibi kısa bir zamanda ulaşabileceğiniz bir noktada.

Bu minik ama etkileyici ülkede neler keşfedebileceğinizi düşünmeye başladınız değil mi?

Kaynak:

Yorum bırakın

İDDİALAR VE GERÇEKLER…

Hayatımızın birçok alanında uzun yıllar etkisi olabilecek iddiaların peşinden gidiyor gerçekleri araştırıyoruz.

~ İddialar ve Gerçekler Ekibi