Foto Kaynak: Wikimedia
Aral Gölü, bir zamanlar dünyanın dördüncü büyük gölüydü. Ancak neredeyse tamamen kurudu. Peki, Aral Gölü neden kurudu?
Aral Gölü, Orta Asya’da yer alan ve bir zamanlar dünyanın en büyük tatlı su göllerinden biri olan devasa bir göldür. Ancak çeşitli nedenlerden ötürü büyük ölçüde kurumuş ve büyük bir ekolojik tahribata uğramıştır. Bugün, Aral Gölü’nün eski büyüklüğünün yalnızca bir kısmı kalmıştır.
Aral Gölü’nün özellikleri
Aral Gölü, Orta Asya’da, Kazakistan ve Özbekistan sınırları arasında yer alır. Kuzeyde Kazakistan’a, güneyde ise Özbekistan’a sınırdır. Aral Gölü’nün yüzeyi, 1960’larda yaklaşık 68,000 kilometre kare civarındaydı ancak günümüzde bu alan büyük ölçüde küçülmüş ve gölün suları neredeyse tamamen çekilmiştir.
Orta Asya’da yer alan bu göl, tarihsel olarak bölgedeki birçok yerel halk için önemli bir su kaynağı ve ekosistemi olarak ön plana çıkıyordu. Göl, buğday, pirinç ve pamuk gibi tarım ürünlerinin yetiştiği bölgelerde sulama için önemli bir su kaynağıydı. Gölün suyu, iki ana nehirden yani Amuderya (Ceyhun) ve Siriderya’dan (Seyhun) besleniyordu. Ancak göl kurumaya başladı.
Aral Gölü’nün kurumasının nedeni
1960’lı yıllardan itibaren Sovyetler Birliği’nin tarım politikaları nedeniyle Aral Gölü’nün kaynağı olan söz konusu iki nehrin suları büyük ölçüde tarım arazilerine yönlendirildi. Eski Sovyetler Birliği’nin, 1960-1990 yıllarında pamuk deposu olarak kullandığı Orta Asya’da pamuk üretimini artırmak amacıyla sulanan tarım arazilerini 4,5 milyon hektardan 7 milyon hektara çıkarması sonucunda bölgede suya olan talep arttı. Nihayetinde Aral Gölü’nü besleyen Seyhun ve Ceyhun nehirlerinin suları azaldı. İki nehirdeki su azalınca Aral Gölü hızla kurumaya başladı.
Aral Gölü’nün kuruması sadece suyun yanlış yönetimiyle sınırlı kalmadı. Aynı zamanda iklim değişikliği ve bölgesel çevresel faktörler de etkili oldu. Orta Asya, sıcak ve kurak bir iklime sahip olduğundan, bu bölgedeki su kaynakları zaten sınırlıydı. Aral Gölü’nün suyunun azalması, sıcaklık artışını ve buharlaşmayı hızlandırarak gölün kuruma sürecini daha da pekiştirdi.
Aral Gölü, bir zamanlar dünyanın dördüncü büyük gölüyken,1960’lardan beri kuruma başlamış ve 2000’lerden sonra göl, neredeyse tamamen kuruyarak 2020’li yıllardan itibaren sadece birkaç küçük gölet kalmıştır.
Aral Gölü’nün en derin noktası yaklaşık 68 metreydi. Ancak su seviyesinin düşmesiyle bu derinlik de önemli ölçüde azalmıştır.
Başlangıçta tatlı su gölüyken suyu buharlaşarak gittikçe tuzlu hale gelmeye başlamıştır. Gölün kuruması, çevresindeki topraklarda tuzlu çöl alanlarının oluşmasına neden oldu. Bu tuzlar rüzgarla yayılıp çevredeki tarım alanlarına zarar verdi ve ekosistemi tahrip etti.
Gölün kuruyan kısmından yayılmaya başlayan tuzlu toprak, bölgedeki hava kirliliğine ve sağlık sorunlarına yol açtı. Kuruyan gölün yerini alan çöl alanları, rüzgarla taşınan tuzlu topraklar ve kimyasal kalıntılar, bölge halkının solunum yolu hastalıkları ve kanser gibi ciddi sağlık problemleriyle karşılaşmasına neden oldu.
Uluslararası çözüm arayışları
Aral Gölü’nün kuruması, küresel bir çevre felaketi halini aldı ve dünya genelinde birçok çevreci ve bilim insanı bu durumu gündeme getirdi. 1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Kırgızistan ve Tacikistan, Aral Gölü’nü kurtarma amacıyla çeşitli işbirliklerine girdi. Kazakistan, gölün kuzey kısmında yapılan projelerle su seviyesini bir miktar yükseltmeyi başardı. 2005 yılında Kazakistan, Aral Gölü’nün kuzey kısmı için “Kuzey Aral Gölü Kurtarma Projesi”ni başlattı ve bu proje, gölün bir kısmının yeniden su almasına yol açtı.
Ancak gelinen noktada, Aral Gölü’nün eski haline dönmesi neredeyse imkansız. Bugün gölün büyük kısmı kurumuş, geriye kalan su kütlesi ise giderek kirlenmeye devam ediyor.
Kaynaklar:
BBC Türkçe: https://www.bbc.com/turkce/haberler/2015/02/150225_gch_aral_denizi
TRT Haber: https://www.trthaber.com/haber/dunya/yanlis-su-politikalari-aral-golunu-cole-cevirdi-592390.html

Yorum bırakın