Foto kaynak

Tam 3000 yıldır süregelen bir gelenek olan Nevruz, farklı kültürlerde pek çok anlam taşısa da, en temelinde doğanın yeniden uyanışını ve bereketli toprakların müjdesini veren bir gün olarak her yıl bahar ekinoksunun, yani gece-gündüz eşitliğinin yaşandığı 21 Mart’ta, birçok topluluk tarafından büyük bir coşkuyla kutlanıyor.

Farklı kültürlerde ve coğrafyalarda çeşitli şekillerde kutlanan bu özel gün, aynı zamanda birçok gelenek ve inancı içinde barındırır. Bu gelenekler kapsamında doğadaki dirilişin sevincini ve coşkusunu yansıtan şenliklerin yanı sıra bereket ve bolluğun artırmak, geçmiş yılın olumsuzluklarını geride bırakmak, yeni sene için dileklerini dilemek için birçok ritüel uygulanıyor. Bu ritüellerden en yaygın olanı ise büyük bir ateş yakarak etrafında toplanmak ve ateşten atlamak.

Yeniden doğuşun sembolü

Ateş, birçok kültürde yaşamın, yenilenmenin ve yeniden doğuşun sembolü olarak kabul edilir. Kış mevsiminin ardından baharın gelişi, doğanın uyanışı ve tazelenmesi, ateşin sıcaklığı ve ışığı ile ilişkilendirilir. Nevruz’da ateş, yaşamın ve doğanın yeniden canlanışını kutlamak amacıyla yakılır. Bu gelenek, insanların doğayla olan bağlarını güçlendirirken, aynı zamanda yaşam döngüsünün bir parçası olarak yenilenme arzusunu simgeler.

Kötü enerjilerden korur

Nevruz’un ateşle kutlanmasının bir diğer önemli yönü de kötü ruhları ve olumsuz enerjileri uzaklaştırma inancıdır. İnsanlar, ateşin etrafında toplanarak dileklerini diler ve ateşten atlayarak kötü enerjilerden arınmayı amaçlarlar. Bu ritüel, hem bireysel hem de toplumsal düzeyde bir arınma ve yenilenme sürecini temsil eder. Aynı zamanda, insanların bir araya gelerek dayanışma içinde olmasını teşvik eder.

Tarihteki örnek uygulamalar

Zerdüşt inancına sahip olan Persler, Nevruz’u ateş tapınaklarında büyük ateşler yakarak kutlardı. Bu ateşler, hem kutsal bir nesne olarak görülür hem de insanların bir araya gelerek sosyal bağlarını güçlendirdiği bir alan olurdu.

Gök Türklere göre ateş, her şeyi temizleyici ve kötü ruhları kovucu bir güce sahipti. Bu inanç gereği; Bizans İmparatorlarından Justin’in elçisi sıfatıyla 568 tarihinde Göktürkleri ziyarete gelen Zemarkhos ve elçilik heyeti, yakılan büyük ateşlerin üzerinden atlatılmak suretiyle kağanın huzuruna alındığı anlatılır. Böylelikle elçilerle gelmesi muhtemel olan kötü ruhlardan hakan korunmuş olur.

Orta Asya Türk topluluklarında da Nevruz’un ateşle kutlanması yaygındır. Geleneksel olarak, ateşin üzerinden atlama ritüeli, insanların sağlık, mutluluk ve bereket dilemeleri için gerçekleştirilir. Hatta Türklerin Müslüman olmalarından sonra da ateşle ilgili inanışlar devam

etmiş ateş üzerine tükürmek, ateşi su ile söndürmek, ateşe karşı küfretmek günah kabul edilmiştir.

Türk kültüründe Nevruz ve ateş: Ergenekon

Türk kültüründe Nevruz Ateşi’nin temeli, Göktürklerin yeniden doğuşunu anlatan Ergenekon Destanı’na dayanır. Efsaneye göre, dik yamaçlı dağlarla çevrili Ergenekon’da 400 yıl kaldıktan sonra, dağın demir kısmını eriterek kendilerine yol açtıkları ve çıktıkları günün 21 Mart olduğu anlatılır.

Ergenekon Destanı

Moğol ilinde Oğuz Han soyundan İl Han’ın hükümdarlığı sırasında, Tatarların hükümdarı Sevinç Han, Moğol ülkesine savaş açar. İl Han’ın idaresindeki orduyu, Kırgızlar ve diğer boylardan yardım alarak yener. İl Han’ın ülkesindeki herkes öldürülür. Bu savaştan sadece İl Han’ın küçük oğlu Kıyan, eşi Nüküz ve yeğeni kurtulmayı başarır ve düşmanın onları bulamayacağı bir yere gitmeye karar verirler. Yabanî koyunların yürüdüğü bir yolu izleyerek yüksek bir dağda dar bir geçide ulaşırlar. Bu geçitten geçerek, içinde akarsular, pınarlar, çeşitli bitkiler, çayırlar, meyve ağaçları ve avların bulunduğu bir yere gelirler ve burada kalmaya karar verirler. Bu yere “maden yeri” anlamında “Ergene Kon” adını verirler. Kıyan ve Nüküz’ün oğulları çoğalır. Dört yüzyıl sonra kendileri ve sürüleri o kadar çoğalır ki, Ergenekon’a sığamazlar. Atalarının buraya geldiği geçidin yeri unutulmuştur. Ergenekon’un çevresindeki dağlarda geçit ararlar ama nafile. Derken bir demirci, dağın demir kısmının eritilerek yol açılabileceğini söyler. Demirin bulunduğu yere bir sıra odun, bir sıra kömür dizip ateşi yakarlar. Yetmiş yere koydukları yetmiş körükle hep birden körüklerler. Demir erir ve yüklü bir deve geçecek kadar yer açılır. İl Han’ın soyundan gelen Türkler yeniden güçlenerek eski yurtlarına döner ve atalarının intikamını alırlar. Ergenekon’dan çıktıkları gün olan 21 Mart’ta her yıl bayram olarak kutlanmaya başlanır.

Nevruz, Birleşmiş Milletler Manevi Kültür Mirası Koruma Kurulu tarafından 2009 yılında Dünya Manevi Kültür Mirası Listesi’ne dahil edilmiş ve Birleşmiş Milletler Genel Kurulu da 23 Şubat 2010’da aldığı 64/253 sayılı kararla 21 Mart’ı “Dünya Nevruz Bayramı” olarak ilan etmiştir.

Kaynak:

https://www.kulturportali.gov.tr/portal/nevruz

https://yakegm.ktb.gov.tr/TR-12646/nevruz-nedir.html

https://tr.wikipedia.org/wiki/Nevruz

https://turkoloji.cu.edu.tr/pdf/salahaddin_bekki_nevruz_atesi.pdf

http://www.bursa.gov.tr/nevruz-atesi-turk-milletinin-tarihten-gelen-baris-ve-huzura-yaptigi-bir-cagridir#:~:text=Ekim2024-,%22NEVRUZ%20ATE%C5%9E%C4%B0%2C%20T%C3%9CRK%20M%C4%B0LLET%C4%B0N%C4%B0N%20TAR%C4%B0HTEN%20GELEN%20BARI%C5%9E%20VE%20HUZURA%20YAPTI%C4%9EI,Nevruz%2C%20T%C3%BCrk%20milletinin%20bahar%20bayram%C4%B1d%C4%B1r.

https://tr.euronews.com/2023/03/20/nevruz-nedir-c-k-s-kaynag-ne-nas-l-kutlan-r-ritueller-ne

Yorum bırakın

İDDİALAR VE GERÇEKLER…

Hayatımızın birçok alanında uzun yıllar etkisi olabilecek iddiaların peşinden gidiyor gerçekleri araştırıyoruz.

~ İddialar ve Gerçekler Ekibi