Foto kaynak : Okan Hastanesi
İyi bir işte terfi etmek, eşitlikçi ülkelerde bile kadınların boşanma ihtimalini önemli ölçüde artırıyor. Neden bu erkekleri etkilemezken, kadınlar için durum farklı?
Başarılı ve keyifli bir kariyerin yanı sıra tatmin edici bir romantik ilişkiye sahip olmak çoğumuz için bir yaşam hedefidir. Ancak cinsiyet açısından en eşit ülkelerde bile, kariyer sahibi başarılı kadınlar için uzun süreli bir ilişki ve evlilik yaşamak erkeklerden daha zordur.
Bu konuda yapılan çeşitli çalışmalar gösteriyor ki kadınların kariyerlerinde başarıları arttıkça evliliklerinde sorunlar ortaya çıkıyor.
Ebeveyn izni, sübvansiyonlu kreş ve esnek çalışma düzenlemeleri gibi faktörler sayesinde AB’nin cinsiyet eşitliği endeksinde ilk sırada yer alan İsveç’te, ekonomistler üst düzey işlere terfilerin her cinsiyet için boşanma olasılığını nasıl etkilediğini inceledi. Sonuç: Kadınların kariyer başarıları için kişisel olarak daha yüksek bir bedel ödeme olasılıkları çok daha yüksekti.
“Siyasette ve iş dünyasında en iyi işe terfi etmek kadınların boşanma oranını artırıyor ancak erkekler için değil ve CEO olan kadınlar CEO olan erkeklerden daha hızlı boşanıyor” diye özetliyor Stockholm Üniversitesi’nde profesör ve American Economic Journal’da yayınlanan “All the Single Ladies: Job Promotions and the Durability of Marriage” isimli araştırmanın ortak yazarı Johanna Rickne.
100 veya daha fazla çalışanı olan özel şirketlerde çalışan heteroseksüel erkek ve kadınların hayatlarını inceleyen makale, evli kadınların CEO seviyesine terfi ettikten üç yıl sonra boşanma olasılıklarının erkek meslektaşlarına kıyasla iki kat daha fazla olduğunu buldu.
“Erkeklerin bir başkasının kariyerinde ana destekleyici eş olması hala oldukça alışılmadık görülüyor” diyor Johanna Rickne.
Peki kadınların kariyerlerindeki bu yükseliş neden eşlerini olumsuz etkiliyor?
İyi bir pozisyona terfi eden kadınlarda boşanma ihtimali neden artıyor?
Toplumların çoğunluğunda kadınlar ev hanımı ve anne olarak görülürken, erkekler uzun yıllar hatta yüzyıllar boyunca evin geçimini sağlayan taraf olmuştur. Bu kalıplaşan aile yaşamının değişimi uzun sürmüştür. Fakat halen hem erkek hem kadın aileyi desteklemek için çalışırken, erkekler eşlerinin kendilerinden daha fazla kazanmasından rahatsız olabilmektedirler.
ABD’de Nüfus Sayımı Bürosu’nun 1970’lerde yayınladığı bir araştırmaya göre, evli kadınların yaklaşık yüzde 23’ü 1950’de, yüzde 30’u 1960’ta ve yüzde 40’ı 1970’te iş sahibiydi. Sayılar yıllar geçtikçe artmaya devam etti ve 2000 yılına gelindiğinde ABD’deki evli kadınların yaklaşık yüzde 62’si iş sahibiydi. Bu rakam o zamandan beri yüzde 58,6’ya düştü. Zaman içerisinde bu değişim yaşansa da kadınların iş hayatındaki rolleri ve gelirleri erkeklerle uzun süre eşit olmadı, halen de eşitlik tamamen sağlanabilmiş değil. 2015 yılında, Forbes listesinde yer alan en iyi 500 şirketin CEO’ların yüzde 95’i ve dünyadaki parlamenterlerin yüzde 75’inden fazlası erkeklerden oluşuyordu. Bu durum da kadınların liderlik özelliklerinin sorgulanmasına ve kariyer hedefi olan kadınların hırslı ve maskulen gösterilmesine sebep olmaktadır.
Personality and Social Psychology Bulletin dergisinde yayınlanan eş geliri ve sıkıntıları üzerine yapılan bir araştırma, erkeklerin psikolojik sıkıntılarının, eşlerinin hane gelirinin yüzde 40’ını kazandığı ve kendilerinin yüzde 60 kazandığı durumlarda en düşük seviyede olduğunu, ancak eşin geliri arttıkça, kocasının stresinin de arttığını buldu; tabi eğer eş, evliliğin başlangıcında kocasından daha fazla kazanmadıysa.
Erkekler başlangıçta kadınların yüksek statü ve gelirini çekici buluyor ve destekleyici oluyorlar. Ancak bir süre sonra erkeklerin bununla başa çıkamadığı görülüyor. Bunun bir sebebi erkeklerin toplumda yetiştirilme biçimi ve çevre etkisiyken bir sebebi de aile içi düzenin değişmesi. Fakat Pew Research Center’ın yaptığı bir araştırmaya göre, kazançlar benzer olsa bile, kadınlar haftada kocalarından iki saat daha fazla çocuk bakımına ve haftada 2,5 saat daha fazla ev işlerine zaman harcıyorlar. Bu sayılar, kadın tek başına geçimini sağlayan kişi olduğunda yalnızca biraz azalıyor. Buna rağmen erkek için kadının evde ailesine harcadığı zaman ve ev işleri bir sorun oluşturuyor? Burada doğru partner seçimi yapmak önemli bir etkendir.
Doğru partneri seçmek
Peki, en üst düzey işleri hedefleyen kadınlar, kariyer basamaklarının en üstüne ulaştıklarında istikrarsızlaşan bir ilişkiye girme olasılıklarını nasıl azaltabilirler?
Kariyer sahibi ve yüksek geliri olan kadınlar çoğunlukla kendileri kadar başarılı, yüksek gelirli ve yaş olarak daha olgun erkekleri tercih ediyorlar. Bu durum kadın kariyerinde yükseldikçe kendisi de kariyer sahibi olan ve ev işlerinden uzak olan erkek ile olumsuzluklara sebep olabiliyor. Rickne, “Belki de en baştan daha eşitlikçi bir ilişkiye girmeyi deneyin” diyor araştırmasından sonra çünkü yaşları birbirine yakın olan ve çocuk bakımı konusunda daha eşitlikçi bir yaklaşım benimseyen çiftlerin, eşlerinin terfi etmesinin ardından boşanma olasılıkları daha düşüktür.
Boşanma her zaman kötü değildir. Anlayış ve çabaya rağmen yürütülemeyen evliliklerin sonlanması aslında kötü bir şey değildir. İsveçli hukuk firması Lexly’de avukatlık yapan Molly Malm, İsveç’in AB’nin geri kalanına kıyasla genel olarak yüksek boşanma oranının cinsiyet eşitliği hedefleriyle bağlantılı olduğunu belirtiyor. İş gücüne kadın katılımının yüksek seviyesi ve bir ayrılıktan sonra çocukların ortak velayetinin normu, tüm ekonomik geçmişlere sahip boşanmış kişilerin çalışmayan ortaklıkları terk etmesini kolaylaştırıyor.
https://www.welcometothejungle.com/en/articles/why-successful-women-end-up-divorced
https://www.bbc.com/worklife/article/20200121-why-promoted-women-are-more-likely-to-divorce

Yorum bırakın