Foto Kaynak: Webtekno
Antik toplumlara baktığımızda farklı hayvanların kutsallaştırıldığını görüyoruz. Doğu Asya kültürlerinde ejderha, kaplumbağa, aslan, at ve kurt kutsal sayılmıştır. Perslerde Simurg ve Huma kuşları kutsal yaratıklardır. Eski Yunan tanrı ve tanrıçalarının her biri bir hayvan ile sembolize edilmiştir; Zeus kartal, Hera inek, Athena baykuş, Artemis geyiktir. Antik Mısır’da ise bugün de insanların en yakın ilişki halinde olduğu kediler çıkar karşımıza.
Antik Mısır inanışında doğadaki birçok canlının kutsal sayıldığı, çünkü içlerinde tanrısal güç taşıdıklarına inanılırdı. Bu canlıların başında da kediler gelmekteydi. Fakat neden kediler Mısırlılar için bu kadar değerliydi?
Nil Nehri kenarında kurulu bu medeniyetin temel geçim kaynağı nehrin verimli havzasında yetiştirdikleri hububatlar. Hasat edilen bu hububatların konulduğu ambarlar fareler ve yılanların tehdidi altındaydı. Bu sebeple iyi avcılar olan kediler evcilleştirilmeye başlandı. Günümüze ulaşan eski tasvirlerde M.Ö. 3000 yılından itibaren kedilerin insanlarla birlikte su kuşları avlanırken çizildiğini görüyoruz fakat evcil kedilerin tasvirleri M.Ö. 2000 yılından sonrasında karşımıza çıkmaktadır. Evcilleştirilen kediler, kemirgenler ve sürüngenlerin evlerden, ambarlardan uzak tutulması için kullanılmaya başlandı. Öyle ki firavun tarafından kedilerin korunması emredilmiştir. Zaman içerisinde ise kediler Mısırlılar için sadece farelerden ve yılanlardan korunmak için değil, iyi şans ve kötü ruhları uzaklaştırmak için de bir sembol haline gelmiştir. Artık kediler ambarların değil, diğer dünya ile bu dünya
arasında yer alan kapının koruyucularıdır. Onlar tanrı ve tanrıçaların biçim değiştirmiş halidir.
Antik Mısır’da kediler
Mısırlılar için kutsal olan kedileri pek çok tanrı ve tanrıça çizimlerinde görürüz; Güneş Tanrısı Ra, Ra’nın kızı olan savaş tanrıçası Sekhment, adalet, yargı ve infaz tanrıçası Mafdet, bereket tanrıçası Bastet ve ana tanrıça Mut kedi başlı tasvir edilir. Fakat Bastet dışında tanrı ve tanrıçaların kedi tasviri geçicidir, sadece Bastet daima kedi ile tasvir edilmiştir. Fakat bu demek değil ki her kedi tanrıçaya işaret ediyordu. Mısırlılar kedilere değil, o kedilerde var olan kutsal güce inanıyorlardı ve tanrıçanın vücut bulmuş olduğu kedilerde kutsal işaretler bulunmaktaydı. Özellikle Siyam kedileri estetik görünüşleri ile tanrıçanın alametlerini taşıyorlardı.
Antik Mısır’da kediler kurban ediliyordu
Herodotos, Mısırlıların hasattan önce bereket Tanrıçası olan Bastet için onun şehri Bubastis şehrinde bir festival düzenlendiğinden ve bu festivalde sayısız hayvanı tanrıçayı yüceltmek için kurban ettiklerinden söz eder. Bu kurbanlar arasında kediler de bulunmaktadır. Özellikle iki ya da dört aylık kedilerden oluşan bu kurbanların sonrasında kedi mezarlıklarına gömüldüğü görülmektedir. Kedi mezarlıklarında bulunan boyunları kırılmış kedilerin kurban edilip mumyalandığı anlaşılmaktadır. Kedi kurban eden kişinin takdis edildiğine inanan Mısırlıların, festivalde yavru kedilerin bulunduğu sepetlerle yürüyüş yaptıkları anlatılmaktadır.
Ayrıca Mısırlılar kedileri farklı büyüler için de kullanmışlardır. İçlerinde tanrısal güçler bulunduran bu canlıların kötü ruhları uzaklaştırdığına inanmışlardır. Büyünün yanı sıra, çeşitli takı, hançer ve muskalarda kedi sembolleri ile korunmaya çalışmışlardır.
Antik Mısır’da kedi öldürmek suç sayılır mıydı?
Kedileri kutsal sayan ve tanrıçaları için kurban eden Mısırlılarda sebepsiz yere kedi öldürmek ise büyük bir suç olarak görülmüştür. Diodorus Siculus’un rivayetine göre firavun XI. Ptolemy döneminde kazara bir kediyi öldüren bir Romalının firavunun engel olma çabasına rağmen linç edilmiştir. Günümüzde hayvan haklarının korunması adına birçok yasa olmasına rağmen bir kedinin öldürülmesinin ölüm ile cezalandırılması bize ilginç gelebilir, fakat Friglerde öküz öldürmek ve saban kırmanın cezası da idamdı. Kutsallaşan ve tarım için önemli bir yeri olan bu hayvanlar bu toplumlarda en az insanlar kadar değerliydi.
Antik Mısır’da ölen kediler için yas tutulur muydu?
Peki evcil kediler ile insanlar arasındaki bağ nasıldı derseniz, insanların kedilere ne kadar değer verdiğini birkaç örnekle açıklayabiliriz. Bubastis başta olmak üzere Sakkareh, Thebes şehirleri ve Beni Hasan boyunca bulunan kedi mezarlıklarına bakıldığında Mısırlıların kedilerini ne kadar sevdiklerini anlayabiliriz. Mısırlılar kedilerine neredeyse insanlarinki kadar el işçiliği gerektiren takılar satın yaptırmıştır. Kedileri öldüğünde onları diğer dünyada da birlikte olabilmek için mumyalatmış, marangozlar tarafından özel hazırlanan tabutlarla kedi mezarlarına, zengin aileler ise kendi lahitlerinin içine gömmüşlerdir. Bu kedilerin mezarlarına heykeller ve takılar konulmuştur. Bir evin kedisi öldüğünde onun için yas tutulmuş, kedinin sahipleri kaşlarını tıraş ederek üzüntülerini göstermişlerdir.
Mısırlılar için bu kadar kutsal görülen ve değer verilen kedilerin sonrasında kaybettiği değer ise elbette Roma’nın işgali ile olmuştur. Roma’ya bağlı hale gelen Mısır’da eski inanışa dair pek çok şey yasaklanmıştır. Bu da kedi kültünün sonunu getirmiştir. Öyle ki bugün bile dünyanın birçok yerinde eskiden kutsal görülen ve iyi şansa alamet eden kediler, uğursuzluk ve kötü şans ile özdeşmiştir.
Kaynak:
https://www.academia.edu/41250425/Antik_M%C4%B1s%C4%B1r_Toplumunda_Kedinin_Kutsall%C4%B1%C4%9F%C4%B1

Yorum bırakın