Foto kaynak : WebTekno

Coğrafi statüsü gereği deniz mi yoksa göl mü olduğuna karar verilemeyen dünyanın en büyük su kütlelerinden biri olan Hazar Denizi’ni konusunu sizin için inceledik. Gelin öncelikle Hazar’ın bazı özelliklerine birlikte bakalım.

Yüzey Alanı: 371.000 kilometrekare 

Maksimum Derinlik: 1.025 metre

Uzunluk: 1.030 kilometre

Maksimum Genişlik: 435 kilometre

Sahil Şeridi Alanı: 6.820 kilometre

Rakım: Deniz seviyesinden 22 metre aşağıda

Biraz teknik…

Denizler okyanuslara veya açık denizlere bağlantısı olan su kütleleri olarak literatürde yer almaktadır. Hazar Denizi’nde ise böyle bir bağlantı bulunmamaktadır. Yani bir gemiye atlayıp Hazar Denizi’nde gezintiye çıktığımızda açık denizlere ve okyanuslara ulaşmanız mümkün değil. Buraya su yoluyla ulaşmanın tek yolu, Rusya’nın içinden geçen Volga Nehri’nin yanı sıra onu Karadeniz, Baltık Denizi ve Azak Denizi’ne bağlayan bazı kanallar.

İşte bu yüzden neredeyse Karadeniz kadar büyük olan Hazar coğrafi açıdan dünyanın en büyük tuzlu su gölüdür! 

Peki buna karar vermek neden bu kadar büyük bir gündem oluşturuyor?

Hazar Denizi, 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılmasından bu yana suların içinde ve çevresinde petrol ve gaz kaynaklarının bulunması nedeniyle çevredeki devletler için önemli bir jeopolitik konu haline geldi. Yani aslında konu coğrafi açıdan değil siyasi açıdan doğurduğu sonuçlar nedeniyle gündem oluşturuyor. Örneğin, Hazar göl olarak tanımlandığında komşu ülkeler arasında direkt olarak bölünmesi söz konusu olurken deniz olarak kabul edildiğinde ülkelerin kıyılarının uzunluğuna göre bir bölünmesi gerekiyor. 

Bu konuda uzun yıllar süren müzakereler sonucu 2018’de Hazar Denizi’nin Hukuki Statüsüne İlişkin Sözleşme’si imzalandı. Sonuç olarak göl ve deniz hukukunun ortak bir şekilde ele alınarak bu su kütlesinin yatağı göl hukukuna göre paylaşıldı ve suları için deniz hukukuna benzer bir yöntem onaylandı. Dolayısıyla Hazar Denizi yasal olarak ne tam bir deniz ne de bir göl.

Sözleşme, her komşu ülkeye 24 km (15 mil) karasularının yargı yetkisine ve  sınırından 16 km’ye (10 mil) kadar balıkçılık haklarına izin veriyor, geri kalanı uluslararası sular olarak kabul ediliyor. Deniz tabanı ise belirsizliğini koruyor.

Komşu ülkeler için ise durum şöyle; 

Hazar’a kıyısı bulunan Rusya, Kazakistan, İran, Türkmenistan ve Azerbaycan arasında orta çizgi kuralı uygulanarak sektörlere bölündü. Bu yönteme göre, beş ülke de sahip oldukları sektöre ait yeraltı zenginliklerinin sahibi oldu. Sularına gelince ise, her ülkenin 15 millik karasal bölgesinin olmasının yanında balıkçılık için 10 millik ekonomik çıkar bölgesinin olmasına karar verildi. 

Bu sorun kalkınma açısından bir engel teşkil ediyor. Maden kaynaklarına (petrol ve doğal gaz) erişim, balıkçılığa erişim ve uluslararası sulara erişim başlıca konular. Bu konuda çözüm arayışa giren ülkelerden Rusya, Kazakistan ve Azerbaycan’ın birbirleriyle medyan sınırlara dayalı ikili anlaşmaları bulunuyor. Bununla birlikte, en küçük kıyı şeridine sahip İran beş ülke arasında tek ve çok taraflı bir anlaşma üzerinde ısrarcı.

Hazar Denizi’nin deniz mi yoksa göl mü olduğu konusunda bir anlaşmaya varılması, bu değerli su kütlesinin ülkeler arası özel anlaşmalar yerine uluslararası kabul gören anlaşmalara dahil olmasını sağlayacak.

Kaynak:

Yorum bırakın

İDDİALAR VE GERÇEKLER…

Hayatımızın birçok alanında uzun yıllar etkisi olabilecek iddiaların peşinden gidiyor gerçekleri araştırıyoruz.

~ İddialar ve Gerçekler Ekibi