Foto: Pixabay, ThePixelman

Küresel silahlanma karşıtı kampanyalar bir yanda, yükselen aşırı milliyetçi akımlar bir yanda… Samanyolu Galaksisinde küçücük bir noktadan ibaret olan mavi küremizde sürekli devam eden silahlı güçlenme yarışları bir yandan bizi toplu bir yok oluşa sürüklerken bir yandan yeni bir istihdam alanı mı oluşturuyor?

Financal Times tarafından yapılan “Küresel savunma şirketleri rekor siparişler nedeniyle son yılların en hızlı işe alım oranını yakaladı” başlıklı araştırma haberi dünyada olduğu gibi ülkemizde de ses getirdi. İsrail’in Gazze’yi işgali ve binlerce masumun ölümü nedeniyle diken üstünde günler geçiren ülkeler yine de silahlanma yarışını devam ettiriyor. Rusya-Ukrayna savaşı Batılı devletlerin desteğiyle beklenenden çok daha uzun sürmüşken bu yarışın kime faydası olacağından ziyade bu esnada ortaya çıkan istihdam ve pastadan alınan pay daha fazla dikkat çekiyor.

Amerika ve Rusya arasında yıllarca süren soğuk savaşın ardından çok uzun zamandır görülmeyen savunma sanayi istihdamındaki artışın günümüzde görülmesi, nasıl bir belanın habercisidir şimdiden kestirmek çok mümkün olmasa da Financal Times’ın araştırmasına göre sadece Amerikalı ve Avrupalı silah ve havacılık şirketlerinin önde gelenleri bile yakın zaman içerisinde 40 bine yakın bir personel istihdamı planlıyor.

Foto: Pixabay, robertwaghorn

Şirketlerle doğrudan yapılan görüşmelerin sonucuna göre tüm savunma ve havacılık sanayi paydaşlarının kısa ve orta vadede ciddi bir istihdam hazırlığı buluyor. Haberde İtalyan savunma sanayisinin önde gelen aktörü Leonardo’nun insan kaynakları müdürü Antonio Liotti’nin “yeni işe alımlar için Irak ya da Afganistan gibi önceki çatışmalardan bile daha yoğun bir arayış” içinde olduklarını belirttiğine değiniliyor. Gökyüzündeki hakimiyetlerini artırmak ya da perçinlemek isteyen ülkeler de daha modern uçakların üretimi için yoğun yatırımlar yapıyorlar. Birleşik Krallık ve Japonya ortaklığında yeni bir uçağın inşası için bu yıl sonuna kadar 6 bin personel alımı planlanıyor. 2025 – 2028 arası üç yıllık periyot içinse yazılımcılar ve endüstri mühendisleri dahil olmak üzere 8 – 10 bin arası yeni personel alımı yapılması da planlar arasında.

Şirketlerin eleman sayısı ile birlikte artan piyasa hacimleri, savunma sanayinin yakın gelecekte diğer endüstri kollarını domine etmesine neden olabilir. Mevcut personel sayılarının çeyreği ya da yarısına yakın yeni personel almayı planlayan şirketler hem Avrupa’da hem de Amerika’da daha da büyümeyi planlıyorlar. Bu şirketler arasında Ukrayna’da kullanılan havadan havaya füzeleri ve Rafale uçaklarını üretenler de var.

İşin belki de en ürküten tarafı bu artan istihdam ve büyüme sürecine nükleer savunma sanayindeki şirketlerinde dahil olması.

Türkiye Savunmaya Ne Kadar Yatırım Yapıyor?

Adeta dört bir yanı cadı kazanı olan Türkiye’nin bu ortamda savunmasına hiçbir yatırım yapmadan durumu izlemesi elbette ki mantıktan uzak bir beklenti olur. TURDEF ‘in haberine göre NATO’nun yıllık raporunda yer alan bilgiler Türkiye’nin askeri harcamalar için 22.776 milyar dolar ayıracağını ve bu rakamın ülkemiz GSYİH’sinin yüzde 2,09’una denk geleceğini ortaya koyuyor ve bu da yaklaşık 6 milyar dolarlık bir artışa denk geliyor. Harcamalardaki artış yüzde 44,09 ile 2014-2024 döneminin en yüksek artışı olarak göze çarpıyor. Yapılan harcamaların yüzde 34,2’si askeri teçhizata ayrılmış ki bu da yüzde 20’lik hedefin önemli ölçüde üzerine çıkıyor. 2024 yılından bu yana Türkiye’nin hava savunma sistemleri, topçu roketleri ve yeni nesil balistik füzeler gibi kritik savunma programları için çok sayıda üretim sözleşmesi imzalanmıştır.

Foto: Pexels, Umut Dağlı

NATO, üye ülkelerin savunma harcamalarına ait verileri düzenli olarak topluyor ve bir rapor halinde yayınlıyor. 2014 yılında eşik olarak kabul edilen Gayri Safi Milli Hasılanın yüzde 2’sine denk savunma harcamasını geçen sadece Amerika, Birleşik Krallık ve Yunanistan iken artan savaş tehdidi bu eşiği geçen ülke sayısının artmasına sebep olmuştur.

Neticeye bakıldığında yüzde 2,09 ile Türkiye NATO’nun yüzde 2 hedefinin hemen üzerinde ve yüzde 2,11 olan NATO ortalamasının hemen altında kalmakta. Eşik değerin çok üzerinde olan ülkeler; yüzde 4,12 ile Polonya, yüzde 3,38 ile ABD ve yüzde 3,08 ile Yunanistan olarak sıralanıyor. Savunma harcamalarının içerisindeki payı olarak ekipman harcamaları söz konusu olduğunda, 31 ülkeden sekizi 2015 yılında NATO’nun yüzde 20’lik hedefine ulaşmıştır. Bunlar Lüksemburg, Birleşik Krallık, Türkiye, İsveç, Estonya, Norveç, ABD ve Fransa’dır. Bugün ise sadece iki ülke, Kanada ve Belçika, bu sınırı aşmamakta.

Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri’nden sonra NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahip olan ülke konumunda. Bu nedenle de Türkiye’nin savunma harcamasının büyük bir kısmı personel maaşlarına ayrılıyor. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin personel harcamaları diğer üyelere kıyasla oldukça yüksek.

Ülkemizin de mücbir sebeplerle yer aldığı savunma sanayine giderek artan yatırım furyası dünyanın sonunu mu hazırlıyor? Binlerce yeni istihdam, evine ekmek götürmeye çalışan personelin yakın gelecekte ekmek bulamayacakları enkazdan bir ülkeye sahip olmalarına sebep olabilir mi? Savaş çığırtkanlığı yapan ülkelerin tavırları bu durumu netleştirecek.

Kaynaklar:

https://www.ft.com/content/9625dbaa-5d36-4bee-8610-f16ab7ad6b1d

https://turdef.com/article/turkiye-to-catch-nato-s-expenditure-threshold-in-2024https://turdef.com/storage/files/articles/4886/W5HH7W1laXyAnmdalJquyBXKzF2snYPAJaRKFqdY.pdf

Yorum bırakın

İDDİALAR VE GERÇEKLER…

Hayatımızın birçok alanında uzun yıllar etkisi olabilecek iddiaların peşinden gidiyor gerçekleri araştırıyoruz.

~ İddialar ve Gerçekler Ekibi