Foto: Pixabay, Marncom

Karnına kulaklık takıp da sabah akşam Mozart açan annelerin rüyaları gerçeğe dönüyor mu? Bir diğer deyişle sözde “Mozart etkisi” bilimsel olarak desteklenen, gelişimsel bir ayak mı yoksa medya kaynaklı bir “bilimsel efsane” mi?

Modern ebeveynliğin popülerliği arttıkça yeni terimler ve uygulamalar hayat buluyor. “Mozart Etkisi” deyimi, karnına kulaklık takarak doğmamış çocuğuna klasik müzik dinletmenin onun zekâsını geliştireceğine inanan hamile bir kadın imgesini çağrıştırıyor. Peki, kitaplar, CD’ler ve videolardan oluşan bir endüstrinin doğmasına neden olan bu fikrin arkasında onu gerçekten destekleyecek bilim var mı?

Foto: Pixabay, eommina

Nature dergisinde 1993 yılında yayınlanan kısa bir makale, farkında olmadan sözde Mozart etkisini kitlelere tanıttı. Psikolog Frances Rauscher’in çalışmasında 36 üniversite öğrencisi, çeşitli uzamsal muhakeme görevlerini yerine getirmeden önce 10 dakika boyunca Mozart’ın Re-majör sonatını, bir rahatlama parçasını ya da sessizliği dinledi. Birkaç kez katlanmış ve sonra kesilmiş bir kâğıdın açıldığında nasıl görüneceğini belirleme amaçlı testlerden birinde, Mozart dinleyen öğrencilerin performanslarında yaklaşık sekiz ila dokuz uzamsal IQ puanına denk gelen önemli bir gelişme olduğu görülmüştür.

Çoğu bilim insanının aksine çalışmaları bazen CD’lerin liner notlarında yer alan Rauscher, klasik müziğin bu dar etkisinin kâğıt katlama görevinden genel zekaya ve üniversite öğrencilerinden çocuklara ve hatta fetüslere nasıl uzandığı konusunda şaşkınlığını koruyor. “Bence ebeveynler kendi çocuklarına verebilecekleri her türlü desteği vermek için çok çaresizler” diye tahmin ediyor.

Foto: Pixabay, GDJ

Bu furya sadece toplumun fertleri arasında yayılmadı; kimi yerlerde resmi kurumlar ve bürokratlar da dahil oldu. Bulgunun ardından ortaya çıkan ticari ürün seline ek olarak, 1998 yılında dönemin Gürcistan valisi Zell Miller, eyalette yeni doğan bebeklerin annelerine klasik müzik CD’leri verilmesini zorunlu kıldı. Florida’da ise gündüz bakım merkezlerinin ses sistemlerinden senfoniler yayınlamaları zorunlu kılındı.

2004 yılında Stanford’da yapılan bir çalışma, aynı dönemde Nature dergisinde yayınlanan diğer çalışmalara kıyasla Rauscher’in çalışmasının medyada nasıl yer aldığını takip etmiştir. ABD’nin en çok okunan 50 gazetesinde Rauscher’in “Müzikal ve Uzamsal Görev Performansı” başlıklı makalesine, ünlü astronom Carl Sagan tarafından ortaklaşa yazılan ikinci en popüler makaleden 8,3 kat daha fazla atıfta bulunulmuştur.

Araştırmacılar analizlerinde, “‘Bebek determinizmi’ olarak adlandırılan, gelişimin erken dönemlerindeki kritik bir dönemin çocuğun hayatının geri kalanı için geri döndürülemez sonuçlar doğurduğu fikri, yaygın ve daha eski bir inancın sınırlı bir tezahürü gibi görünüyor” diye yazdılar. “Aynı zamanda müziğin faydalı güçlerine dair daha eski inançlara da dayanmaktadır” diye de ekledir.

Annen Karnındaki Bebeğe Müziğin Etkisini Kimler Savunuyor?

Bazıları hala bu tür müzikal güçleri savunuyor. The Mozart Effect ve The Mozart Effect for Children da dahil olmak üzere müzik, sağlık ve eğitim üzerine 20’den fazla kitap yazmış olan klasik müzisyen Don Campbell, “Müziğin beyinde muazzam bir düzenleyici niteliği vardır” diyor. Fransız Doktor Alfred Tomatis’in 20. yüzyılın ortalarında disleksi, dikkat eksikliği bozukluğu ve otizmli çocuklar üzerinde yaptığı müzik terapisi çalışmalarına atıfta bulunan Campbell, aşırı duygusal veya aşırı ritmik olmayan müziğin, ruh halini düzenlemekten stresi hafifletmeye kadar birey üzerinde çok katmanlı bir etkiye sahip olduğuna inanıyor. “Zeki olma yeteneğimizi geliştirdiğini biliyorum” diye ekliyor.

Ancak 1999 yılında, şu anda Schenectady, New York’taki Union College’da çalışan psikolog Christopher Chabris, Mozart etkisiyle ilgili 16 çalışma üzerinde bir meta-analiz gerçekleştirerek genel etkinliğini araştırdı. Chabris, “Etki yalnızca bir buçuk IQ puanıdır ve yalnızca bu kâğıt katlama göreviyle sınırlıdır” diyor. İyileşmenin, bir kişinin iki test oturumu arasında yaşadığı doğal değişkenliğin bir sonucu olabileceğini belirtiyor.

Bu yılın başlarında, Almanya’daki Federal Eğitim ve Araştırma Bakanlığı, müzikle ilgilenen bilim insanlarından oluşan disiplinler arası bir ekip tarafından yapılan ve bu fenomenin var olmadığını ilan eden ikinci bir inceleme çalışması yayınladı. Şu anda Wisconsin-Oshkosh Üniversitesi’nde psikoloji doçenti olan Rauscher, “Basitçe şunu söyleyebilirim ki, klasik müzik dinleyen çocukların bilişsel yeteneklerinde herhangi bir gelişme olacağına dair ikna edici bir kanıt yok” diye ekliyor. “Benim naçizane görüşüme göre bu gerçekten bir efsane” diyerek belki karnında kulaklıkla gezen annelerin zekâ küpü çocuk hayallerini baltalıyor.

Balık vermek yerine balık tutmayı öğretmek deyişiyle de örtüşür mü bilinmez ama Rauscher, pasif bir şekilde müzik dinlemek yerine, zekayı artırmak için gençlerin eline bir enstrüman verilmesini savunuyor. Los Angeles’taki California Üniversitesi’nde 1997 yılında yapılan bir araştırmaya atıfta bulunan Rauscher, 25.000 öğrenci arasında müzikle uğraşmış olanların SAT (üniversitelere giriş sınavı) ve okuma yeterliliği sınavlarında müzik eğitimi almamış olanlara göre daha yüksek puan aldıklarını ortaya koymuştur.

Bilim camiası tarafından reddedilmesine rağmen, bazı büyük Amerikan şirketleri daha zeki olma bebeklerin dinleyebilecekleri iddiasıyla ebeveynlerine klasik müzik satmaya devam ediyor.

Chabris, asıl tehlikenin bu şüpheli pazarlamada değil, ebeveynlerin evrimsel olarak hizmet etmeleri gereken rollerden kaçmalarında olduğunu söylüyor. “Çocuklar için faydalı olabilecek, onlarla oynamak ve sosyal aktiviteler yoluyla onları meşgul etmek gibi diğer etkileşim türlerinden uzaklaştırıyor”. Diğer bir deyişle: gerçekten zeki bir çocuğun anahtarı budur, çoktan ölmüş Avusturyalı bir bestecinin senfonileri değil.

Foto: Pixabay, Chrom72

Kaynak:

https://www.scientificamerican.com/article/fact-or-fiction-babies-ex/

Yorum bırakın

İDDİALAR VE GERÇEKLER…

Hayatımızın birçok alanında uzun yıllar etkisi olabilecek iddiaların peşinden gidiyor gerçekleri araştırıyoruz.

~ İddialar ve Gerçekler Ekibi