Mutlu olmak ya da olmamak, işte bütün mesele! Gerçekten öyle mi? Mutlu olmanın da bir dozu, ayarı var mı? İnsan doğası gereği her daim, hemen her şeyde mutluluğu ararken gereksiz ya da fazla mutluluğu da bulması mümkün olabilir.

Küresel olarak mutlu olma hissi incelendiğinde herhalde bu hali olumsuz olarak niteleyen kültür yok gibidir. Yine de “mutluluğu aramak ve mutlu hissetmek her zaman iyi bir şey midir?” diye bir sormak da lazım. Sorumuzu psikolog June Gruber, sosyal psikolog Iris B. Mauss ve araştırmacı Maya Tamir yanıtlamak için bir araştırma yapmışlar: mutluluk zaman zaman işlevsiz olabilir mi?

Kısa cevap: Duruma göre değişir.

Pexels, Melissa

Gruber, Mauss ve Tamir, insanların yaradılışları gereği her daim peşinde oldukları mutluluk üzerine dört temel soruyu analiz ederek bir cevap bulmaya çalışmışlar:

·   Mutluluğun yanlış bir derecesi var mıdır?

·   Mutluluk için yanlış bir zaman var mıdır?

·   Mutluluğun peşinden gitmenin yanlış yolları var mıdır?

·   Yanlış mutluluk türleri var mıdır?

İlk soruya cevap olarak; insanların kısa süreler içinde aşırı mutluluk ve aşırı mutsuzluk arasında gidip gelmeleri durumunda zorlanabileceklerini öne sürüyorlar. Ani duygu dalgalanmaları, tıpkı dev okyanus dalgaları ile boğuşan geminin mürettebatı gibi bünyeyi biraz hırpalayabilir.

Daha sıkıntılı halin ise aşırı mutlu olma durumunda görülebileceğini söylüyorlar. “Daha yüksek derecede mutluluğun yani, yüksek pozitif ve düşük negatif duygunun, bir işlev bozukluğu kaynağı oluşturabileceği görüşü klinik alanda da destek bulmaktadır” diye yazıyorlar. Bu aşırı mutluluk kaynağı, diğer durumların yanı sıra bipolar bozukluk yaşayan kişilerde ortaya çıkabilen mani gibi başka bir sorunun belirtisi de olabilir. Bu durum da durup biraz düşünmek lazım; Polyanna bipolar mıydı?

İkinci olarak, duygusal düzenleme, günlük rutinimiz içersinde olup bitenleri işlemek için önemli olabilir. İşin daha ilginç yanı da bazı durumlarda, şaşırtıcı bir şekilde olumsuz duygulara sahip olmak faydalı olabilir. Yazarlar, 2007 yılında yapılan bir çalışmada, “olumlu bir ruh hali içinde olan katılımcıların nötr bir ruh hali içinde olanlara kıyasla önemli ölçüde daha az ikna edici argümanlar ürettiğini, olumsuz bir ruh hali içinde olanların ise önemli ölçüde daha fazla ikna edici argümanlar ürettiğini” belirtmektedir. Bununla birlikte, bazı insanlar bilgiyi farklı şekilde işleyebilir ve araştırmalar, mutluluğun bilgi edinme ve işlemeyi bozabileceğini ezici bir çoğunlukla göstermemektedir. Yine de buradan çıkarmamız gereken; pesimistler, optimistlere göre daha ikna edici olabilirler.

Üçüncü sorunun cevabına göz atarsak; mutluluğu arzu edilen bir şey olarak var saymak, yani ona heves etmek, onu düzenli olarak deneyimleyemeyen insanlar için hayal kırıklığına yol açabilir. Bir diğer deyişle; düzenli olarak mutlu olamıyor ama sadece mutlu olmayı arzu ediyorsanız bu sizi daha da mutsuz edecektir. Aslında, “insanlar mutluluğa ne kadar çok değer verir ve peşinden koşarsa, özellikle de mutluluk ulaşılabilir göründüğünde, onu elde etme olasılıkları o kadar azalabilir” bulgusuna ulaşmışlardır. Mutluluk arsızı olup da sürekli yüksek bir azimle peşinden koşmamalıyız bulgusuna erişmişler; ama bununla birlikte, “insanlara bunu yapmaları için doğru araçlar verilirse, mutluluğun peşinden gitmenin olumlu sonuçlara yol açabileceğini” de belirtiyorlar. Mutluluğun peşine nasıl, hangi araçlarla belki de kiminle düştüğünüz de çok mühim. Aşırıya kaçmadan…

Son olarak, yazarlar mutluluğun “mevcut pozitiflik ve mevcut negatiflikten oluşan ortak bir çekirdeği” paylaşan “farklı tatlarda” olduğunu açıklamaktadır. O halde, belki de tüm mutluluk türlerinin insan refahı üzerinde benzer etkileri olduğunu varsayıyoruz. Ancak “tüm mutluluk türlerinin insan işleyişi üzerinde uyarlanabilir etkileri yoktur; zira bazı mutluluk türleri işlev bozukluğunun kaynağı bile olabilir.” “Nispeten az sayıda araştırma çeşitli mutluluk türlerinin farklı etkilerini sistematik olarak incelemiş” olsa da yazarlar bazı mutluluk türlerinin “sosyal işlevselliği bozduğunu ve dolayısıyla refahın azalmasına yol açtığını” öne sürmektedir. Mutlu oldukça keyfinizin kaçması gibi…

Araştırmacılar, “psikolojik sağlığın ayırt edici özelliği” olarak görüldüğü, psikolojik olarak sağlıklı olarak nitelendirilen bireyin “mutlu” olarak tanımlandığı ve başka faydalar da sağladığı için “insanların mutluluğu elde etmek ve deneyimlemek için güçlü bir istek duydukları” sonucuna varıyor:

Mutluluk sizi teşvik edip gaza getirebilir. Mutluluk önemli hedeflerin peşinden gitmeyi kolaylaştırır, hayati sosyal bağlara katkıda bulunur ve çevredeki yeni fikirleri ve uyaranları dikkate almamızı sağlamak için dikkat alanımızı genişletir.

Bununla birlikte, analizleri mutluluğun dezavantajları olduğunu ve “psikoloji alanının artık mutluluğun potansiyel dezavantajları da dahil olmak üzere mutluluğun ek yönlerini keşfetmek için olgunlaşmış olabileceğini” göstermektedir. Mutluluk çikolata gibi, keyif verirken kilo aldırıp dengemizi de bozuyor olabilir mi? Buradan sonrası yeni araştırmaların konusu.

Pexels, Sam

Kaynaklar:

A Dark Side of Happiness? How, When, and Why Happiness Is Not Always Good, June Gruber, Iris B. Mauss, Maya Tamir, Perspectives on Psychological Science, Vol. 6, No. 3 (MAY 2011), pp. 222–233, Association for Psychological Science

Yorum bırakın

İDDİALAR VE GERÇEKLER…

Hayatımızın birçok alanında uzun yıllar etkisi olabilecek iddiaların peşinden gidiyor gerçekleri araştırıyoruz.

~ İddialar ve Gerçekler Ekibi