17 Ağustos 1999 tarihinde saat 03.02’de Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde meydana gelen 7.4 büyüklüğündeki deprem, Türkiye’nin yaşadığı en büyük felaketlerden biri olarak tarihe geçti. AFAD verilerine göre depremde 17 bin 480 kişi hayatını kaybetti, 23 bin 781 kişi yaralandı. Marmara bölgesinin birçok ilinde hissedilen deprem, Türkiye’yi deprem gerçeğiyle yüzleştirdi.

Uzmanlar, İstanbul ve Marmara bölgesinde her geçen gün beklenen büyük depreme karşı ciddi önlemler alınması gerektiğini vurguluyor. 6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki depremler, Türkiye’nin depreme karşı ne kadar hazırlıksız olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. İçişleri Bakanı Soylu, Kahramanmaraş merkezli depremlerde 50 bin 783 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Şimdi gözler yeniden İstanbul ve Marmara bölgesinde beklenen depreme çevrildi. 

Peki, İstanbul aradan geçen 25 yıldan sonra depreme ne kadar hazır?

Medyascope’a konuşan Jeolog ve İstanbul Teknik Üniversitesi Avrasya Yer Bilimleri Enstitüsü eski Başkanı Prof. Dr. Okan Tüysüz, İstanbul’da yaklaşık olarak 1 milyon 200 bin konut olduğunu ve olası bir depremde 90 bin yapının yıkılıp hasar alacağını dile getirdi.

“Olağan şartlarda bile bir noktadan diğerine ulaşmanın zor olduğu bir yerde, 90 bin binanın yıkılması felaket anlamına gelir. 17 Ağustos 1999’dan sonra, İstanbul’un depreme hazır olacağı yönünde açıklamalar yapıldı ancak 6 Şubat depreminden sonra İstanbul’da 90 tane okul boşaltıldı. İstanbul, tam anlamıyla depreme hazır hale getirilmedi” dedi.

Fotoğraf kaynak

“İstanbul’da Deprem Gerçekleşme Olasılığı Yüzde 47”

CNN Türk’te Cüneyt Özdemir’in 5N1K programına konuk olan Deprem Bilimci Naci Görür, “İstanbul olası büyük bir depreme hazır mı?” sorusunu cevapladı.

Prof. Dr. Naci Görür, İstanbul depreminin ne zaman olacağıyla ilgili net bir tarih verilemeyeceğini ancak depremin olma periyodu hakkında ciddi araştırmalar yapıldığını söyledi.

Prof. Dr. Görür “Amerika merkezli bir araştırıcının yapmış olduğu çalışma uluslararası dergilerde yayımlandı ve çalışmanın verilerine göre 1999 depremlerinden sonra Marmara’da 7’den büyük bir depremin olma olasılığı yüzde 64 olduğu tespit edildi. 2023 yılında bu çalışmanın revizyonu yapıldığında ise deprem bekleme olasılığının yüzde 47 olduğu araştırmada güncellenerek tespit edildi. Yüzde 47 İstanbul için gerçekten çok büyük bir olasılık, bu durum da gösteriyor ki deprem konusunda bizleri rahat tutacak ya da sakinleştirecek bir zaman yok” dedi.

“İmar Kararlarının Gözden Geçirilmesi Gerekiyor”

Medyascope’a konuşan Deprem Bilimci Prof. Dr. Haluk Eyidoğan ise çalışmaların yeterli olmadığının altını çizdi “Merkezi yönetim ile yerel yönetimin aldığı imar kararlarının gözden geçirilmesi gerekiyor. Zeminin uygun olmadığı yerlerde bulunan sorunlu yapıların yerlerinin değiştirilmesi, bazı yerlerin ise hiç imara açılmaması gerekiyor. Denetim yasası, şu anda ihtiyaca cevap vermiyor.”

Medyascope’a konuşan Türkiye Deprem Vakfı Yönetim Kurulu üyesi ve İnşaat Mühendisleri Odası eski Başkanı Cemal Gökçe, 1999’dan bu yana Kuzey Anadolu Fay Hattı’nın Marmara’da deprem üreteceğinin bilindiğini ifade etti.

“Aradan geçen 24 yıl içerisinde var olan yapıların daha da yıpranmış olmaları nedeniyle ortaya çıkacak olan can ve mal kayıpları daha ağır olacak. Riskli yapıların yüzde 1’i bile yenilenmedi. 1999’daki riskli yapı stoku, bugün devam ediyor. İstanbul’da bulunan yapı stokunun yaklaşık yüzde 70’inin deprem güvenlikli olmadığını söyleyebilirim.”

“2000’li Yıllarda İnsanların Depremden Kaçacak Yerleri Vardı”

Gökçe açıklamasında ayrıca “2000’li yıllarda İstanbul’da birçok alan boştu. İnsanların depremden sonra kaçacak yerleri vardı fakat bugün İstanbul’da neredeyse çadır kurulacak veyahut sahra hastaneleri oluşturulacak boş alanlar kalmadı. 1999’da sağlaması yapılan, riskli olduğu anlaşılan yapı stokunun kentsel dönüşüm kapsamına alınarak güçlendirilmesi veyahut yenilenmesi mümkün olmadı.

İstanbul 1999’da bir afetle karşı karşıyaydı şimdi beş afetle, İstanbul, 1999’dan daha problemli hale geldi. Bugün insanlar evlerinden dışarıya çıktıktan sonra gidebilecekleri boş alan kalmadı. Dolaysıyla evlerinin içerisi sokaktan daha güvenli hale geldi. İstanbul 1999’da deprem afetiyle karşı karşıyayken bugün beş afetle karşı karşıya kaldı” ifadelerini kullandı.

Fotoğraf kaynak

“Depremin Şiddeti Kıyı Kesimlerde 9’u Buluyor”

CNN Türk’e verdiği röportajda İstanbul’da deprem riski en yüksek olan ilçeleri ele alan Prof. Dr. Naci Görür 

“İstanbul’da yapılan deprem haritaları var. Genelleme yapılacak olursa İstanbul’un Avrupa yakası, Asya yakasına göre deprem açısından çok daha riskli. Bunun başlıca nedeni Avrupa yakasındaki zemin özellikleridir. Mitolojik olarak çürük olan bu zemine deprem dalgaları girdiğinde zeminin dimanik davranışları daha yıkıcı olacaktır. 

Depremin şiddeti de görece olarak Avrupa yakasında daha fazla Asya yakasında nispeten daha az. Ama her iki yakada da özellikle Avrupa yakasında kıyı kesimlerinde deprem şiddeti 9’u buluyor. Yani en dayanıklı çok iyi yapılmış binaların bile tahrip olabileceği bir deprem şiddetinden bahsediyoruz. O nedenle Avrupa yakasında yer alan bölgeler, Zeytinburnu’ndan Silivri’ye kadar olan alan ve Büyükçekmece ile Küçükçekmece çevrelerinin denize yakın olan kesimleri depremden daha ciddi etkilenecek yerlerdir” açıklamasında bulundu.

“Ülkemizde Gerçek Anlamda Bir Kentsel Dönüşüm Projesi Yürütülmüyor”

Deprem Bilimci Prof. Dr. Naci Görür açıklamasında ayrıca yapılan kentsel dönüşüm çalışmalarını değerlendirdi. 

“Kentsel dönüşümün tam olarak yapıldığını düşünmüyorum. Kentsel dönüşüm projeleri tasarlandı ancak İstanbul’da veya ülkemizde gerçek anlamda bir kentsel dönüşüm projesi yürütülmüyor. Çünkü kentsel dönüşüm diye yapılan şey daha çok o kentin yapı stoku ile ilgili. Yani yapı stokunu iyileştirmek veya yıkıp yeniden yapmak kentsel dönüşüm olarak lanse ediliyor. Yapı stoku kentsel dönüşümün bir parçası olabilir ancak gerçek bir kentsel dönüşüm bütüncül olarak ele alınmalıdır. Bütüncül kentsel dönüşüm projesinde halk eğitimi, altyapı sistemleri çalışması, yapı stok çalışması, ekosistem çevresi ve ekonomi planlaması ile kentin depreme karşı dirençli hale getirilmesi gerekir.

Sadece yapı stokunu iyileştirmek kentsel dönüşüm değildir. Bunun örneğini bugün Güneydoğu’dan verebiliriz. Güneydoğu’da kanalizasyon sistemi yok, içme suyu yok, doğal gaz yok, yol veya hastane yok, yani binalar sağlam olsa bile o kent yaşanabilir bir durumda değil. Sonuç olarak bir kenti depreme hazırlamak demek, deprem geldiği zaman o kentin minimum hasar alması ve günlük hayatın kesintiye uğramadan devam etmesi demektir” ifadelerini kullandı.

İstanbul Depreme Hazır Değil

Bugün 17 Ağustos 1999 tarihli İstanbul depreminin ardından geçen 25 yıla bakıldığında, İstanbul ve Marmara bölgesi hala depremlere karşı hazır bir kent haline gelmediği verilerle açık bir şekilde görülüyor. Bu konuda yapılan kentsel dönüşüm projeleri tamamlanmamış ve yetersiz kalmıştır. Halk depreme karşı yeterince bilinçlendirilmemiş ve deprem öncesi ya da sonrası felaket senaryoları hazırlansa bile pratikte uygulanmamıştır. 

Kaynak:

http://www.mimarlikdergisi.com/index.cfm?sayfa=mimarlik&DergiSayi=423&RecID=4810

Yorum bırakın

İDDİALAR VE GERÇEKLER…

Hayatımızın birçok alanında uzun yıllar etkisi olabilecek iddiaların peşinden gidiyor gerçekleri araştırıyoruz.

~ İddialar ve Gerçekler Ekibi